aras

içimdeki vahşi yana yolculuk yapmak için daha iyi bir fırsat olabilir miydi acaba?

img_2090

aslında vahşi kelimesi olumsuz çağrışımlara sebep oluyor; onun yerine yaban kelimesini kullanmak daha doğru olur sanırım.

kendime dümdüz bir yol çizdiğim bir dönemde bana ters köşe yaptıran bir 15 gün geçirdim aras, ığdır’da.

zaten yolculuğun karadeniz üzerinden başlamasından anlamalıydım o yolun dümdüz ilerlemeyeceğini  🙂

 

 

kuzey doğa derneği’ne birkaç yıl önce yaralı bir baykuş ile ilgili başvurulacak birilerini ararken rastlamıştım. sonra da bizevdeyokuz’un alternatif tatil rotalarında görmüştüm. kuş halkalama istasyonunda gönüllü olarak çalışılabileceğini öğrenmiştim. 2 senedir bunu kovalıyordum fakat ilk sefer için minimum 15 gün kalmak gerektiği için tarihleri ayarlamakta zorlanmıştım. türlü talihsizliğe rağmen bu sene bunu başarabildim. koşullar ve detaylar için websitesi daha doğru bir adres. 

img_2420

istasyonun sezon açılışına denk gelen gönüllüler olarak ilk iki günümüz temizlik ve ağ kurma işleri ile geçti. ilk gün temizlik yaparken ‘yahu ben evimde toz almaktan acizim. şu an burada bu çamuru, leşi (gerçek anlamda leş), pisliği neden temizliyorum!?!?’ dedim; yalan yok. 🙂 ikinci gün ağ kurma faslı benim için çok daha iyi ve tatmin ediciydi. ve de çok yorucu. sonra kuş halkalama kısmı başladı ki artık ‘aras ruhu’na uyum sağlamıştık. 3. günde ‘uzun zamandır tanıdık olma’ hissiyatındaydık birbirimize karşı. gerçek anlamda yaban bir hayatın ortasında -yaban domuzu hışırtıları, kurbağa sıçramaları, yılan sürünmeleri, sivrisinek ısırıkları, arı sokmalarının yanısıra muhteşem gün doğumu ve batımları, tepemizde dönüp duran leylekler, deliceler, yırtıcı kuşlar, etrafımızda ötüp duran rengarenk envai çeşit kuş, aras’ın gürül sesi, mars’ta geçen bir filmin seti gibi kızıl dağlar ve geceleri yıldız yağmuru, samanyolu şöleni- 2 hafta yaşadım. ilk defa eve dönmek bu kadar anlamsız geldi bir tatil sonunda.

 

şimdi tatil demişken; buraya tatil amaçlı gelmemek lazım. hele ki temizliğe, steril modern hayatlara kafa takıksa hiç yanaşılmamalı. çünkü doğa sterilizasyon kaldıracak bir yer değil aslında. en azından doğal ve yaban olanı. yapay doğa da var bilindiği üzere 😀 

img_1890

arazi içinde çizmelerle de olsa hayvan pisliği karışımlı çamurlara dizine kadar batıyorsun bir kere. sonra, burası -tabiri caizse- amele yanığı ile dönme garantili. güneşin altında kabak gibi kalıyorsun bazen uzunca süreler. başta güneş kremine zaman ayırıyorken bir süre sonra 04:30’da kalkmanın da etkisiyle boşveriyorsun.

 

04:30 en geç kalkılabilecek saat. yani uykusuzluğa dayanıklılık şart. mesai ağustos ayı için 05:00-20:00 arası. mesai saatleri gün doğum ve batımına göre belli oluyor aslında. mesai derken de abartmıyorum. büyük bir ciddiyetle yapılan bir iş var ortada. ister bilimsel çalışmanın bir parçası olarak görülsün ister doğanın ve canlıların sağlığı ve güvenliği olarak düşünülsün; iyi organize olmuş ve kararlılıkla devam eden bir iş bu. iş bölümü, sorumluluk, organize olabilmek, bir arada yaşayabilmek ve çalışabilmek oradaki huzurun önemli bileşenleri.

img_2528

öyle bir yazdım ki duyan askeri kamp sanır. hah işte bütün bu ciddiyetin ağır gelmediği samimi ve sıcak bir ortam var aynı zamanda. zaten oradaki ekip bunu sağlamak için epey çaba sarf ediyor.

bir kere gerçek anlamda 24 saati bir arada geçiriyorsun bu insanlarla. aynı odada yatıyorsun, sabah bir gözünün tam olarak açılamadığını, banyodan çıktığında ıslak kafanı, uyurken ağzının yüzünün nasıl kaydığını biliyorlar yani. kahkahanı biliyorlar, surat asmanı biliyorlar, kızgınlığını biliyorlar. birkaç günde bütün bunlara hakim olabiliyorsun mesela.  -mış gibi davranmak pek buraya ait bir kavram değil. en fazla birkaç gün sürer belki de; maskeyi uzun süre tutamazsın. o yüzden de 2 haftada 2 senedir tanıyormuşçasına ilişkiler kurabiliyorsun. eğlendiğin,  espri konusu olan o kadar çok şey çıkıyor ki gitmeden karavanın duvarına yazayım unutmayayım derken birçoğunu yazmayı unutup geliyorsun.

 

ve tüm çıplaklığı ile doğa sana yuva hissi veriyor. ev diyemeyeceğim; ev dört duvar fikri ile beraber geliyor ve şu an içinde durmakta zorlandığım şeye deniyor 🙂

84f73456-ce9d-4cb3-91d7-758c57ed81d7

orada ‘içe yolculuk’ için büyük çabalar sarf etmeye gerek olmadan bütün ve huzurlu hissediyorsun. şehirde yaşarken yuvadan uzaklaşıp sonra onu yeniden bulabilmek için yogaya, nefes egzersizlerine, bilimum spiritüel çalışmalara ihtiyaç duymak;  tıpkı organik olanı yeniden keşfedip ona daha fazla para harcamak gibi geliyor artık.

img_2437

biyofiliyi iliklerime kadar hissettiğim, hayatımın önemli köşe taşlarından biri olarak bahsedeceğim, güçlü bir dönüm noktası oldu benim için her anlamda. dedim ya dümdüz rotamı tramolalarla bambaşka bir hale getirdi; iyi ki de öyle oldu. öyle güzel insanlar tanıdım ki aras artık benim bir parçam oldu. bir daha yolum düşse de düşmese de -ki düşmesi için çabalarım devam edecek belli ki 🙂 – benim yolculuğumun önemli bir durağı oldu aras.

img_1825

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s