sap yiyens :)

sapiens’i okumam için dört bir yanımdan gelen işaretlerden bahsetmiştim: tık.

neyse okudum bitti. ama o yazdıklarımdan sonra kitap bir anda değişti. yani evrim, sapiens, primat, vs. çağ kapanır gibi kapandı; bir anda siyaset, ekonomi ve toplum tarihi kitabına dönüştü! kötü bir kitaba mı dönüştü? hayır. bir sürü tarihi, teknik, siyasi ve sosyolojik bilgi edindim ve bakış açımda değişiklik yaratacak bir perspektif edinmiş oldum.

img_1121.jpg

ama kitapla ilgili genel görüşüm: samimiyetsiz olması.

popüler kitapları okumaktan kaçınmamın sebebinin önyargı değil; yargı olduğuna karar verdim. yani kitapların popüler olabilmesi için yapılan müdahalelerin yapmacık etkisi çok belli oluyor gerçekten. öyledir, değildir bilemem ama yazarın bir tarihçi olarak tarih kitabı yazması pek olağanüstü durmadığı için spekülatif bir konu ile birleştirerek kitaba hareket getirmek istenmiş gibi. bu haliyle kulağa o kadar da kötü gelmiyor ama sanki kitap iki bölümden oluşuyor da her biri başkası tarafından yazılmış gibi; bağlantı konusunda epey zayıf kalmış. evrimsel bakış açısı, sapiensin özellikleri toplumsal yapıyı değerlendirmesine daha iyi yedirilseymiş çok daha ilginç ve başarılı olabilirmiş.

bir diğer samimiyetsiz yanı da yazarın nerede durduğunu tam olarak ifade edememesi. bir tarihçinin tarafsız olmasını beklemiyorum tabi ki ama seçtiği tarafta tutarlı olmasını önemli buluyorum. din konusunda tarafsız gibi görünmesine rağmen eleştirdiği inançlara benzer bir duruşla belli din ve inanışları ‘kayırdığını’ düşünüyorum.

özellikle savaş-barış konusundaki perspektifi çok naif ve dar görünüyor. bilimin de bir din haline getirilmesi -ki eleştirdiği noktalardan biri de bu- çılgınlığına kendini kaptırmış ve bir takım teknik ve sayısal verilerle oldukça kısır değerlendirmeler ve sosyolojik genellemeler yapıyor.

tam kafamda sorular beliriyor yazarın duruşuyla ilgili; bir bakıyorum bu kaygıların oluşacağını tahmin eden yazar bu sorulara cevap vermiş. fakat bu cevapları verirken birkaç sayfa öncekinden bambaşka bir duruş sergiliyor ve oldukça yuvarlak, tatmin edici olmayan açıklamalar yapıyor. benim için güven uyandırmayan bir tarz bu.

tüm bu saydığım olumsuz yönlerinin yanında oldukça akıcı ve sade bir dille çok geniş bir yelpazede önemli bilgiler verdiğini de yeniden vurgulamalıyım. daha önceki yazıda da dediğim gibi kendi kendime sorduğum sorulara derli toplu cevaplar buldum; -özellikle ilk bölümde- önemli tespitleri var. zaten beklentimi yükselten de bu oldu. yani bunların siyasi ve toplumsal bağlantılarını daha güçlü bulmayı ummuşum. yerden yere vuruyor görünmeyeyeim 😀 sonuçta ikinci kitabını merak ettirdi ve açıkçası homo deus’un nasıl olabileceği ile ilgili hiçbir fikrim yok sapiens’in beni şaşırtmasının ardından.! ki bu benim açımdan olumlu bir durum; daha az ‘yargılı’ ve ‘önyargılı’ yaklaşabileceğim sanırım. 🙂

çeviri ile ilgili de merak ettiğim bir nokta var. kitapta türkiye’den, türk kültüründen çok fazla örnek var. bunlar kitabın orijinalinde de böyle mi yoksa çevirmenin müdahalesi mi; bununla ilgili bir not düşülebilirmiş kitaba. üşenmeyip orijinaline bakmak lazım öğrenmek için.

harari ile en hemfikir olduğumuz konu ise sapiens psikopat bir türdür* 😀 😀 sapiens kelimesi söyleniş açısından bana hep sap yiyip saman s.çmak deyimini hatırlatır. anlam açısından da çok uzak değilmiş işte! bu da buraya düştüğüm yüksek akademik ve bilimsel notum olsun! 😀

*yazar tabi ki kitabın hiçbir yerinde böyle bir ifadede bulunmuyor.

 

Advertisements

One comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s