vefa bir fiil olmayabilir ama işteştir…

karşılaştığın çoğu insan için ‘olumsuz’ olarak nitelendirilen bir olay yaşadığında ve aslında çok da olumlu sonuçlar ve kazanımlar elde ettiğinde ‘olumsuz’u sorgulamaya başlarsın.

amaaann çok basit birşey için amma da dolambaçlı bir cümle oldu bu. ayrılık, istifa, kovulma, kaybetme, kaybolma, yalnızlık, hastalık, vs. olumsuz diye bildiğimiz, kötü çağrışımlara sahip kavramlar. işte bunlardan birini veya daha fazlasını yaşayıp da aslında sonuçlarının gayet de olumlu olduğunu görünce diyorum; ne oluyor? yani olumsuzun ne olduğundan emin miyiz gerçekten? yoksa üzüntülerimizin bir kısmı sırf öyle olması gerektiği için mi var? ancak bu şekilde ‘toplum'(!)un bir parçası olabileceğimiz için mi olumsuzun şemsiyesine sığınıyoruz?

ben bu saydıklarımdan birkaçını yaşadım, yaşıyorum son zamanlarda. hayatımda önemli bir dönemi ve kişileri ardımda bıraktım. çevremdeki insanların kötü olmamı hiç istemedikleri halde çöküş yaşayacağımı beklediklerini hissettim; ve o çöküş yerine ‘kişisel gelişim’e uğramış 😀 olmamın onlarda yarattığı rahatlık bana kimin samimiyetle yaklaştığını, yani edinebileceğim en kıymetli bilgilerden birini sağladı. ki galiba ‘olumsuz’un en önemli etkisi ve getirisi bu oldu benim için.

arkadaş önemlidir, çünkü arkadaş kişinin seçme özgürlüğü olan ailesidir. yeri geldiğinde aile fiziksel olarak yanında olamayabilir ama bazı arkadaşlar sanki sırf o zor günler için bir yerlerde hazır bekliyordur. benim de bu deneyimimde görünürde kaybettiğim kişi değildi yokluğunu hissettiğim; benimle aynı fikirde olsun ya da olmasın yanımda olmasını beklediklerimin hiçbir yanımda olmamasıydı yokluk.

benim ‘yakın arkadaşım’, ‘dostum’ çoktur; bu konuda çok şanslıyım. “dost dediğin çok fazla olmaz, bir elin parmaklarını geçmez” klişesinin beni teğet geçmesine minnettar olduğum kadar hiçbir şeye olamam herhalde. o klişe de en az o olumsuz kavramlar kadar, öyle yaygındır ki; bir defasında sıkça bir ‘yakın arkadaşım’la tanıştırıldığı için yakınlık konusunda yalan söylediğimi ima eden birisi oldu hayatımda. kötü niyetleriyle haddinden fazla yakınımda olduğu için şu an hayatımın geride kalan kısmında ve ben ‘yakınlarım’la yoluma devam ediyorum.

bazıları beni hiç şaşırtmadı; yıllarca görmesem ilk görüşmede, konuşmada arada hiç boşluk yokmuşçasına kaldığımız yerden devam ettiklerim, iki eli kanda olsa zorumu duyduğunda yanımda olacak olanlar, gözümün içine bakıp konuşmama gerek kalmadan aklımdan geçeni bilenler; her zamanki gibi yanımdalardı.

bazıları şaşırttı; bir ‘üzülme geçer’ demelerini beklediğim -ki bundan da hiç şikayetim olmayacaktı- ama müthiş bir özveri ile arayıp soran, yanımda olanlar; size yakınlarım arasında geniiiişşşçe bir yer ayırdım.

bazıları daha da şaşırttı; yakınlık tanımını neye göre yaptığını artık bilemediğim, manevi destek beklerken değil yanımda; yöremde, yamacımda, uzağımda dahi göremediklerim; size de teşekkürler, yerinizi boşaltıp gerçekten hak edenlere bıraktığınız için.

yüksek ateşle evde tek başına yattığın bir gün canın en sevdiğin abur cuburları çeker mesela. ekmek almaya çıkacak gücün yoktur; değil ki bitter çikolata veya jelibon seni kar soğuğunda 39 derece ateşle çıkarabilsin. sonra o yakınlardan, dostlardan biri hasta olduğunu duyup gelir. sen ondan gelirken bir ekmek almasını istersin. o elinde en sevdiğin börekten bir kutu, antioksidan ve c vitamini olan ne varsa onlardan, bitter çikolata ve jelibonlarla gelir. bilirsin ki ‘onlar’a birşey söylemeye gerek yoktur, ‘onlar’ seni bilir. ve o çikolatayı yerken bu yazıyı yazarsın gözünde yaşlarla. ve onlar bilir ki senin gözünü mutluluktan yaş dolduracak çok az şey vardır.

‘onlar’ iyi ki vardır, iyi ki ‘yakın’dır, hep dosttur, hep olsundur. çok sevilirler, çünkü hak ederler..

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s