kasım, beni baştan yarat!…

kasım, yani yenilenme ayım geldi. bu sefer sadece iç dünyamda değil; hayatımın her alanında değişiklikler olan bir kasım olacak.

midye ile başbaşa kaldığım bir ev düzenini,

yeni medeni durumumu,

daha sağlıklı, dingin ve stressiz bir yaşamı,

yeni alışkanlıkları,

kendime ayıracağım daha uzun zamanları,

akademik hayatıma yapacağım yatırımları,

ve (umarım) daha mutlu olmayı karşılayacağım bir hayatın ilk kasım’ına hoşgeldin dedim.

hayatımın önemli virajlarından birine girdim ve beni hayatta tutması için merkez-kaç’a ayakta tutması için yerçekimine ihtiyacım var 😛 bugüne kadarki kasımlardan çok daha motive ve somut adımlarla başladığım bir ay oldu:

trafiğe ve kalabalık toplu taşımaya boyun eğmemek için isbike üyeliği yaptım. bisiklet sağlıktır!

yolda geçen günlük (yaklaşık) 5 saatimi okuma ve spor yapma olarak değerlendirebileceğimi fark ettim. ayakta yolculuk ederken bile okuyabilmek için ince kitaplara öncelik vermiş bulunmaktayım.

yolu neredeyse yarısını yürüyerek yapıyorum ve motivasyon sağlamak için nike+ ve ntc fitness programları oluşturdum. telefonum sürekli “hadi!” diyor. spor salonuna bütçe de zaman da ayırmamaya kararlıyım. yaşasın temiz havada spor! 🙂

endüstriyel gıdaya hayır! sebebiyle alışveriş rotamı ve yeme düzenimi değiştirdim. öğle yemekleri dahil evde pişirme-taşırma kararı aldım. dışarıda yediğim yemeklerde de mümkün olduğunca vegan tercihler yapmaya çalışıyorum ki dışarıda yemek yemeyi de azaltmış bulunuyorum. yemek kitapları dekoratif obje olmaktan işlevsel subje olmaya geçiş yaptı 🙂

çevre ve hayvan dostu ürünler kullanmak üzere alışveriş tercihlerimi değiştirdim. bu konuda şuradan çok faydalanıyorum; tavsiye ederim. güzellik/lüks için başka canlılara eziyet etme fikrine katlanamıyorum 😦

hobilerim ve ilgi alanlarıma, beni bekleyen kitap ve dergilere, arşiv projeme ve listelerimi eritmeye daha çok vakit ayırabilmek için plan-program, liste (listeyi listeyle çözmek deyimini icat etmek) ve bullet journal çalışmaları tam gaz devam.

kendi içime ve doğaya dönük bir yaşam kurguluyorum kendime. ormana, denize, toprağa ulaşımım biraz kısıtlanmış da olsa doğayı yaşamanın bakış açısı ile çok alakalı olduğunu keşfettim. daha önce ‘bina yığını’ olarak tanımladığım, yüksek katlı sitelerin olduğu bir yerde, 11. katta oturuyorum. kendimi daha önce oturduğum bahçe katından daha çok doğanın içinde hissettiğimi fark ettim. her sabah denizi görüyor, her akşam gün batımını izliyorum. daha az insan görüyorum ki bu kilit bir konu sanırım.(!) gökkuşağını altından geçebilecek gibi yarım çember halinde görebiliyor, ayı elimle tutabilecekmişim gibi net izleyebiliyorum. gökyüzündeki renk geçişlerini ve müthiş kombinasyonları daha önce göremediğimi fark ettim. meteoroloji tahminleri yapar oldum, o derece!!

sık apartmanlar arasında gökyüzünü görememenin nasıl sıkıcı olduğunu anladım. bastığım toprak, gördüğüm ağaç peyzaj düzenlemesi de olsa huzur verebiliyor bana. ormanda, denizde geçirebildiğim zamanlar yılın daha küçük bir bölümü olduğuna göre; yaşadığım yerde doğayı hissedebilmek -hele de üzerinde tez yazacak kadar kafayı doğa ile etkileşime takmışken- çok önemli benim için.

evde vakit geçirmekten keyif almak, kendimle mutlu olabilmek yara almış özgüvenimi onarıyor. içe dünyama dönme konusunu da “dem” ile ilgili yazdığımda anlatacağım.

sağlıklı, duyarlı ve dingin bir hayatta…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s