bitki neydi? bitki canlıydı, tıpkı bizim gibi…

sonunda yaptılar, beklediğim araştırmayı yaptılar. yani sonuç benim için çok şaşırtıcı olmasa da artık bilimsel bir dayanağı var. benim kaçıklığımdan değil (!) araştırma şu. bitkilerin başka canlı tarafından yendiğini ayırt edebilmesi ve buna karşı koyması bilimsel çevrelerce ortaya konmuş. yüzü, gözü, kolu, bacağı olmadığı için acı çekmediğine kanaat getirip bitki yediği için kendini duyarlı ve daha(!) insan saymak kendini hayvandan üstün tutan insan bakış açısı ile aynı sığlıkta diye düşünür dururdum. bunun ortaya konmasını beklemem de bundandı.

tepkim vejetaryen veya veganlara değil; omnivorlara, karnivorlara, herbivorlara da değil. tepkim dünyadaki tek doğrunun kendi yaptığı olduğuna inananlara. benim vegan olan ve hatta olmak için de çok sevdiği yiyeceklerden vazgeçen arkadaşlarım var. hayvanseverlikten vegan olanlara da saygım sonsuz. kendilerince tutarlı buldukları şeyi yapıyorlar elbette; fakat genel çerçeveye bakınca üretilen çözümün asıl soruna hizmet etmediğini düşünüyorum ben.

önemli olan birbirine gerçekten saygı duyabilmek. ‘dünyanın en saygı duyan insanı’ taklidi yaparak kendisinin yaptıklarını yapmayanları ayırmak ve/ya dışlamak insanı yargıladıklarından daha kötü duruma düşürüyor. şu an inandıklarımızı trendleştirme ve bir misyoner edasıyla bunları yayma çılgınlığındayız.

sırf biz güzel görünelim, damağımızı şenlendirelim, trendlere ayak uyduralım diye hayatlarından, rahatlarından, sağlıklarından olan hayvanlar beni de müthiş üzüyor ve bu döngüye, sisteme alet olmak istemiyorum. fakat bunun tek yolu vegan olmak değil hatta sırf bunun için vegan olmak romantik ötesi sığ bir çözüm. bunlara sebep olurken doğaya da zarar veren endüstrileşmiş gıda sektöründen el çekmek daha uygun bir çözüm olabilir mesela. bu endüstriler vegan beslenmeye uygun üretim yaparken de ciddi kirlilik ve rahatsızlık yaratıyorlar, vs. vs.

geleneksel yöntemlerin çok daha insancıl olduğunu ve yeteri kadar beslenmenin hiçbir canlının soyuna zarar vermeyeceğini hatırla(t)mak ortalıkta ‘vegan terörü’ estirmekten daha etkili olabilir bence.

nerede tehdit, kışkırtma, trendleşme, vs. varsa orada ticari bir kaygı görüyorum ben. veganizmi destekleyen ciddi yatırımlar olduğunu ve bitkilerin de canlı olduklarını, ‘yenmemek’ için savunma mekanizmaları geliştirdiklerini unutmamak gerek. sesleri çıkmayabilir, ağlamıyor veya kaçmıyor olabilirler ama onlar da ‘canlı’ ve doğanın döngüsünde hepimizin yer aldığı gibi yer alıyorlar. veganlığını ‘cinayete’ bağlayarak tercih etmiş insanların bitki yemenin de cinayet olduğunu; hayvan özgürlüğüne bağlayanlarınsa sadece gıda değil endüstrinin pek çok kolunda hayvanların çok farklı şekillerde ‘köleleştirildiğini’ fark ederek şu anki uygulamalarının söyledikleriyle çeliştiğini anlamaları gerek.

bu çelişki onları da o kadar rahatsız ediyor ki; oraya buraya saldırarak savundukları şeyin sevimsiz algılanmasına sebep oluyorlar.

birbirimize ve tüm canlılara saygıyla…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s