içini dökmece…

2015’i etkinliklerle kapatacak ve bunları yazacak olmamdan dolayı pek hevesli ve gururlu idim. gel gelelim; etkinlik takvimime uyup hepsini yapmama rağmen hiçbirini yazamadım. tek sebebi ev toplama, taşıma ve yeni evi yerleştirme değil tabi ki: üşsengeçlik! birşeyi yapmadan önceki onu yazma hevesim, yaptıktan sonra çok acayip bir üşengeçliğe dönüşüyor. her seferinde etkinlik sırasında ve hemen sonrasında not almaya karar veriyorum ama o da üşengeçliğin kurbanı oluyor.

kısacası yazmayı planlayarak gittiğim sakıp sabancı müzesi – zero sergisi, pera müzesi – süreli sergiler (bu bir aşk şarkısı değil, üryan çıplak nü), moda sahnesi bira fabrikası oyunu, güçoburlar söyleşisi ve mutfak ve itiraflar isimli sirk gösterisinden hiçbiri ile ilgili engin deneyim ve bilgilerimi paylaşmadım(!)

içlerinde en çok beğendiğim ve keşke biraz daha uzun olsaydı dediğim güçoburlar söyleşisiydi. bu etkinliklerin hiçbiri birbiriyle kıyaslanamaz, aynı kategoride bile değiller. sadece keyifli vakit geçirme anlamında yapıyorum bu kıyaslamayı.

yeni yıl, yeni ev, yeni bir rutin başladı benim için. eski eve hırsız girip değerli buldukları dışında huzurumuzu da alıp gittiği için çıktık evden ve eskiden hiç cezbedici bulmadığım ama artık gece uyuyabilmek için gerekli bulduğum güvenlikli bir siteye yatay geçiş yaptık yılın 2. günü. ve tabi ki hala yerleşebilmiş değiliz.

ama bu yazının konusu yeni ev de değil. eski yılda yapılanlar, yeni yılda yapılacaklar listesi yapmayı ne çok isterdim ama yorgunluktan ona da üşendim çok. belki başka zaman..

e ne diye yazdım ya bu kadar kelimeyi? bütün bu üşengeçliğimin içinde bir parça da korku ve sindirilmişlik hissettiğim için. belki onu buraya yazarsam rahatlar kurtulurum diye.. insan birinin başına gelen kötü şeyleri ‘benim başıma gelmez’ diyerek çabuk unutur ya; ben bu aralar yapamıyorum bunu. her yönden korku oklarıyla kuşatılmış gibiyim. panik atak vakaları be aralar neden artıyor etrafımızda; anlayabiliyorum. herşeyden korkar hale geldim ben de.

can güvenliği şüpheli; acaba her an bir yerlerde patlatılır mıyım?

mal güvenliği şüpheli; eve girip bütün kıyafetlerine ve eşyalarına dokunulmuş bir ev bulmak bir tür tecavüze uğramış gibi hissettiriyor.

tecavüz demişken; beden güvenliği şüpheli tabi ki; sebebini açıklamaya gerek bile yok.

tüm bunlar güvenli değilken zaten psikolojin de güvenlikte değil.

‘bunları yazmak, düşünmek suç mu acaba?’ diye düşünmekse işte paranoyanın ‘zorrttt!!!’ dediği yer oluyor.

birikmiş yazıların başına oturup yazayım dediğin bir an bir yerlerden yas haberleri geliyor. hani güldüğüne, düşündüğüne, yaşadığına insanı pişman eden durumlar ve bunlar artık kanıksadığımız olaylar haline geliyor. yazmamak lazım, paylaşmamak lazım, fotoğraf çekmemek lazım, gülmemek lazım, lazım da lazım… iyi de bugünü dünden ayıran ne ki? dün gülmemeliyken bugün gülmemize, paylaşmamıza izin veren ne? kaos ortamına sebep olan şey zaten hayattan kopartan şeyler değil mi?

hiç üzülmeyelim de ne olursa olsunculuk değil bu. herşeye rağmen hayata devam edebilelim; ederken de olan bitenin farkında olabilelimcilik. zor ve kıymetli olan da o bence. yani göreceğin tepkiden, yuhlanmaktan korkup birşeyleri yapmaktan vazgeçmek ya da gizli gizli yapmak da özgürlük güvenliğini tehlikeye atan bir başka unsur.

ben gittiğini, yediğini, gördüğünü hemen paylaşan birisi değilim ama öyle olan insanların da üzüntülü günlerde bundan vazgeçmeleri gerektiğini düşünmüyorum. insan gülen, eğlenen bir yüz fotoğrafına üzgünken değilse ne zaman ihtiyaç duyar ki zaten! bu kadar mı nefret doluyuz? “ben üzgünsem o da üzülsün!” yerine “neyse ki mutlu olan birileri var” deyip gülümsemek bu kadar zor mu? bunları romantiklik olsun diye söylemiyorum; hiç öyle bir tip değilim ayrıca. ama duyarlılık sandığımız şeyin aslında bilinçaltımızdaki nefret ve zehrin yansıması olduğunu fark ediyorum sadece.

kendine kızan, vicdan azabı duyanların başkalarına nefret kusarak içlerini rahatlatmaları da bir çeşit zorbalıktır. herkes kendi işine ve içine baksın.

hala etkinlik değerlendirmeleri yazacak motivasyona ulaşamadıysam da biraz olsun rahatladım 🙂

hangi görüş, din, ırk veya türe mensup olursa olsun hiçbir canlının acı çekmesinden veya ölmesinden rahatlık, keyif duyamam; yeter ki bir başka canlıya bile-isteye ve de keyif alarak, bahaneler sunarak zarar vermesin. bu tür olayların, terörün, ölümlerin olmaması ve barışın kalıcı olması dileğiyle…

huzurlu ve korkusuz günlerle..

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s