çapraz okuma, çapraz sorgu, inadına yalnızlık…

okumak iyidir değil mi? öyle biliriz. bu dünya okumak ile kurtulacak, öyle öğrendik. ama okudukça dışlanmak ve yalnız kalmak gibi bir durum da sözkonusu. belli bir eşiğe kadar yıdırıcı; ama o eşikten sonra okumak için daha da iştahlandırıcı oluyor. değişik bir denklem, belli bir formülü yok!

çok kitap okumaktan değil de çok çeşitli okumaktan bahsediyorum. yani hep aynı tür kitapları okuyan bir insan hem kitap okuduğu için mutlu ve gururlu hem de kafası net oluyor. çünkü okuduğu şeyler birbirini tamamlıyor ve detekliyor. ama okuduklarını çeşitlendirmeye başladığında kafası karışıyor, karşıt görüşleri de görünce üzerine düşünüp kendi fikirlerini üretmesi gerekiyor. hem bir ego yükselişi yaşıyor hem de belki o güne kadar inandığı şeyleri temelinden sarsabiliyor. konu, ideoloji, seçilen taraf hiç önemli değil. önemli olan kafanın içinde yaşadığın karmaşa.

sonra hayatta herşeye farklı yaklaşmaya başlıyor. kafasının içindeki çapraz sorguları yaşadığı olaylara, hayatının amacına ve hatta çevresindeki insanlara yöneltmeye başlıyor. sorgulanmaktan hiç hoşlanmayan insanlar da önce alaya alma yöntemini seçiyor. baş edemeyecek gibi olduklarında da toplum tarafından destekleneceğine inandıkları ‘genel kurallar’ın onlara verdiği yetkiye dayanarak karmaşık kafaları dışlıyor ve yalnızlıkla cezalandırıyorlar.

işin kötüsü o karmaşık kafalar, kafa karmaşıklığını sakinleştirip kendi içlerinde herşeyi yerine oturttukları hissini yaşasalar da bunu aynı netlikte ifade edemiyorlar ya da ifade edecek muhattabı bulamıyorlar. dünyanın felsefesini sindirsen de güvenli kabuklarından çıkmaya korkanların güçlü birliği tarafından asıl sen sindiriliyorsun. sonra okumaya gömülüp seni anlayan harfleri, anlama kabiliyeti olduğuna inandırılmış insancıklara tercih edip terk edildiğin yalnızlığı kendin de biraz körüklüyorsun.

okumak iyi birşey mi? yalnızlığın da iyi olduğuna ikna olduğumuzda evet! sanırım okumanın gücünden korkanların korktukları da bu, muhtemelen bu yüzden o ‘toplumsal’ ve ‘genel kurallar’ çerçevesini uydurdular. bir nevi kılıfına uydurmak yani. ‘biz sana okuma demiyoruz. oku tabi ama sorgulama, sorgularsan yarattığımız bu güzelim toplumdan dışlanırsın, yapayalnız bir birey olur kendini koruyamazsın’ mesajı inceden inceden veriliyor. çoğumuz da süper-entellektüel olduğumuza inanıp geldiğimiz oyunun farkına varamıyoruz.

okuma ile, ama tekdüze değil, çapraz olanı ile…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s