chicago-ye, iç, tadını çıkar…

biz chicago’ya gitmeden önce yapılacaklar, yenilecekler için sıkı çalıştık. yani konferans sunumuma çalıştığım kadar hazırlık yapmış olabiliriz! anthony bourdain’in chicago gezisini izledik, çeşitli film ve dizilerde gördüğümüz yerleri not ettik, ilgili instagram hesaplarını takibe başladık ve tabi bir dolu blog yazısı okuduk. 

   
 konferans organizatörleri de katılımcılar için rehber niteliğinde listeler hazırlamış. konferansın düzenlendiği school of the art institute of chicago civarı için düzenlenmiş bu liste ama zaten okul downtown’da olduğundan listeler oldukça işlevsel 🙂 biz restoran listesinden çok faydalandık orada; etkinlik listesini açıkçası türkiye’ye döndükten sonra keşfettim ama o zaman da elime geçse birşey fark etmezmiş.. faydası olur mutlaka diyerek listelerin fotoğrafını paylaşıyorum. deneyimlerimiz ise hemen altta.

kuma’s burger

image

image

kaldığımız evin dibinde olan bu ‘burger’ciye son gün gitme saflığında bulunduğumuz doğrudur. şartlar öyle gelişmiş de olsa keşke şartlarımızı zorlasaydık dedik. dedik ama bunu lezzet açısından söylüyorum. mekan hard rock sevenler için biçilmiş kaftan gibi görünse de onları bile zorlayabilecek bir ortamdan bahsediyoruz. tv’de sesi kısık bir korku filmi dönüyor, mekan oldukça karanlık, vücutlarındaki dövme ve piercing oranına göre seçildiğini düşündüğümüz garsonlar ve tabi ki müthiş yüksek sesli hard rock müzik.. e amerikalı olmayan bir aksanın o gürültüde derdini anlatması da daha bir zor 🙂 bir de içeride sigara içilmemesine rağmen fena halde dumanaltı. hayır, ot da değil 🙂 çıktığınızda üstünüzdeki et ve is kokusu mangal başı çekmişsiniz gibi hissettiriyor 😀 herşeye rağmen burgerler de, yanında gelenler de çok doyurucu ve lezzetliydi. adını hatırlayamadığım, amerika çapında verilen bir ödülün de sahibi kendileri.
tandoor indian food

image

image

image

image

geçen sene berkeley’de yediğim hint yemeğinin tadını unutamadığım ve istanbul’daki tandoor’da hayallerim yıkıldığı için bu seyahatte de muhakkak bir hint yemeği yerim diye düşünerek hayaller kuruyordum. o yemeği yemek için ne yollar yürüdük, ne kapılar aşındırdık anlatamam. tadı da buna değmeseydi çok üzülürdüm. neyse ki servis de lezzet de on numaraydı. porsiyonlar insan üstü boyutta!!! biryani (pilav) isterken dikkatli olun derim. naan ve tikka masala şu an bile tükürük bezlerime mesai yaptıracak kadar iyiydi. onca yolu yürümemizin sebebi de hint yemeği yemek için 4 temmuz gününü seçmiş olmamız. 4 temmuz’da oralarda olacaksınız planlarınız oldukça sade olsun. mekanların çoğu bütün gün, bir kısmı da öğleden sonra kapalı. bir de uygulamalarda hint yemeği diye arattığınızda açık büfe ve ucuz kategoride çıkan yerlere çok aldanmayın derim; biz aç olmamıza rağmen kapıdan geri dönmeyi tercih ettik. içeride yemek yiyen tipler bizi biraz ürküttü..
taco bell

meksika yemeğinin mcdonald’s ı gibi birşey.. bizim gibi meksika yemeklerine bayılıyorsanız yolunuzun üstünde denk gelirse burada da birşeyler yiyebilirsiniz. fakat yol değiştirmeye, özellikle plan yapmaya değecek bir yer de değil açıkçası..
qdoba mexican grill / chipotle

image

image

bir yerlerde okuduğum kadarıyla bu iki mekan rakip olarak görülüyor/biliniyormuş. lezzet olarak çok kıyaslayamam ikisi de iyi fakat farklıydı. ne konuda farklı olduklarını da belirtecek kadar gurme bir damağım yok ama yine gitsem ikisine de giderdim. chipotle daha sık çıktı karşımıza ve iç mekan daha derli toplu ve temiz görünüyordu. söz konusu meksika yemekleri olduğunda tıpkı kebap gibi salaşlık ve ‘kabul edilebilir düzeyde’ (nasıl oluyorsa artık) kirlilik(!) tercihlerimizi pek etkilemiyor. sizinkini etkiliyorsa diye belirtmek istedim. 🙂

joy yee noodle – thai food

imageimage

  
bir diğer 4 temmuz golü. powell’s bookstore ve yakınlarındaki pancake kahvaltısı yapacağımız kafeydi hedefimiz. fakat ikisi de kapalı olduğundan powell’s ın karşısındaki bu mekana attık kendimizi açlıkla. thai de uzun zamandır denemek istediğim bir mutfaktı. sanırım thai bize göre bir mutfak değil. yemekler fazla tatlı ve yapışkandı benim için. bir de tofu kolay yenebilen birşey değilmiş!! 😦 anladığım kadarıyla thai-sever birisi için iyi bir yerdi. izlenim olarak yani. buradaki porsiyonlar da gerçekten insanüstü. siparişlerinizi hayal edebildiğiniz en büyük porsiyondan fazlasının geleceğini düşünerek verin.

subway

yine hayatımızı ve kahvaltılarımızı kurtardı. evin yakınındaki metro durağının dibinde ve adım başı, her yerdeydi.. geçenlerde çantamdan oradan aldığım subway peçeteleri çıktı, duygulandım!!! 😀

billy goat tavern&grill

image

image

bu bourdain’in programından öğrenip gittiğimiz yerdi. programdaki adam oradaydı ve gözümüzün önünde burgerlerimizi pişirdi. en az programdaki kadar doğal ve sevimliydi. fakat hamburger için o kadar olumlu duygular içinde değildik. daha doğrusu handmade burger konusu bu kadar revaçtayken burada yediklerimiz fazla sıradan kaldı.

sahilde piknik 

image

image

image

image

bu alternatifi de bir blogda okumuştuk ve gerçekten güzel oldu. marketler hazır yiyecek konusunda cidden kendini aşmış durumda. ev için, yani ısıtma gereci bulduğunuz herhangi bir yerde yiyebileceğiniz her şeyin karıştırılıp dondurulduğu alternatifler (sebzeli makarnadan, etli-balıklı seçeneklere kadar) ile dışarıda yiyebileceğiniz sandviç ve salata çeşitleri mevcut. ama bahsettiğim salata öyle kıytırık bir sezar salata değil. kutuyu açtığınızda sosu ve çabuk bozulabilen içerikler ayrı kutulanmış halde duruyor. ve çeşit sizi kararsız bırakacak kadar fazla. çok özenmiş gibi anlatıyor görünebilirim ama orada yaşasam ne yer, nasıl sağlıklı beslenebilirdim diye düşündüm ve obezitenin neden o kadar yüksek olduğunu da bir kez daha anlamış oldum. herşey insanı tembelliğe alıştırmak üzere tasarlanmış gibi.. neyse, sahilde bir kerelik piknik yapmak için iyi bir seçenek. museum campus’un sahiline doğru yürürken yolumuzun üstünde trader’s joe vardı. içeride trader’s joe olmayan bir marka yoktu, yani biz görmedik. coca cola bulamıyorsunuz mesela. kendi üretimleri olan içecek ve içkiler var. coca cola görmemek içten içe mutlu etmedi değil 🙂 humuslu wrap, salata ve peynirimizle mutlu bir piknik yaptık.. 🙂
buddy guy legends

image

image

image

image

image

gitmişken bir ‘blues night’ yapmak lazım.. burayı bir gün önce giden bir arkadaşımız tavsiye etti. girişte kimlik soruluyor yaş sınırı için. akşam 9’dan sonra başlayacak blues show’a kalacaksanız adambaşı 10$ ücret ödemeniz gerekiyor; bileğinize de bir gülen surat konduruluyor:) aksi halde show başlayınca kalkmanız gerekiyor. show’dan önce de tek başına gitar çalan bir ‘blues’cu oluyor. lezzet de keyif veriyor eğlence de.. e adı show olunca başrolde bir ‘şovmen’ oluyor ve seyircilere de takılmadan durmuyor. önceden bir uyarıda bulunmuş olayım 🙂 sonradan duyduğuma göre emmy ödüllüymüş bu sevimli ihtiyar.. fakat henüz araştırma fırsatım olmadı.
uno deep dish

image

supernatural izlemiş olanlar varsa orada ‘ölüm’ün chicago’da pizza yediği yer gerçekte var olan bir yer değil ya da kapanmış. fakat onun gibi görünen, tadı onun gibi midir bilemem ama çok lezzetli olan pizza için uno’yu öneririm. çok çok aç olmamıza rağmen medium porsiyon iki kişiye fazla geldi. porsiyonlara dikkat!! malzeme bol ki ne bol 🙂 içeride oturmak için uzunca bir sıra vardı. üşümeyi göze alıp dışarıda oturduk ki pizzanın da gelişi 45 dakika sürüyor. yani deep dish e ulaşmak için sabretmeniz bekleniyor.
al’s italian beef

image
image

italian beef bize biraz kuru geldi ama beğendik. ikinci kez gitmeyi çok istedik fakat zamanımız olmadı. hot dog da benim için fazla baharatlıydı; ama zaten pek hotdog-sever biri değilimdir.  alanında iddialı bir yer. gidip denemek lazım, önerilir!!

cafecito / cosy / corner bakery

image

image

image

image

image

üçü de kahvaltı veya öğle atıştırması için süper yerler. self-servis, lezzetli ve ücretsiz wi-fi olan yerler. 🙂 cafecito küba esintileri ile dikkatimizi çekti. cosy’de de orada göz önünde yapılan tazecik ekmekler cezbedici.

yediğini içtiğini paylaşan biri değilim pek. ama insan yurtdışına giderken kendi yemek kültürünü bilen birinin orada yediklerini değerlendirmesine ihtiyaç duyuyor. ben bloglardan yararlandım bu konuda, o yüzden kendi deneyimlerimi de paylaşma ihtiyacı hissettim.

keşifle, sağlıkla ve lezzetle…

Advertisements

One comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s