alaçatı’dan bildiriyorum…

DSC_0774

bazen rutinine iki gün ara vermek uzun bir tatilin etkisini yaşatır, işte ben de öyle bir haftasonundan sonra pazartesiye bağlandım. bir alaçatı kaçamağı yaptık ablamla. yıllardır iki kızkardeş kafa kafaya yapmayı planladığımız tatili yine yıllardır gitmek istediğimiz alaçatı’da yaptık. alaçatı’nın rüzgarını ilk duyduğumda sörfe heveslenmiştim yıllar önce. fakat sonra “önce şu yelkeni adam akıllı bir öğren” dedim kendi kendime. bir de bahane buldum kendime: benim bel problemim var o sörf yelkeni düştüğünde kaldıramam ben!

bu hafta da alaçatı’da ot festivali yapılacak. 5000 kişi bekliyorlarmış ve tadilatlar, hazırlıklar son sürat. belirlediğimiz ilk tarih bu ot festivaline denk düşüyordu, ama niyetimiz kafa dinlemek ve kalabalık ve insan dolu şehirlerimizden kaçmak olduğundan bir hafta önceye aldık biletleri. bizce iyi yaptık fakat oradakilere sorarsanız çok şey kaçırdık.

DSC_0767

alaçatı’nın merkezi, sokakları, insanları diğer ege kasabalarından çok farklı değil. dar ve parke taşı döşeli sokaklar, renkli kapı ve pancurlar, cıvıldak insanlar… merkez iki yandan denize yaklaşık 4km mesafede, bir yana yürüyünce ılıca sahili, diğer yana yürüyünce port alaçtı marina ve sörf yapanlar. bizimki iyi planlanmış ve tam donanımlı bir seyahat değildi, port alaçatı’ya gidemedik. bir sonraki sefer için epeyi ders çıkardık kendimize. şöyle ki; araba kiralanacak ve zaman (yaklaşık 4 saat) yollarda heba edilmeyecek ve daha fazla yere gidilebilecek. konaklama için merkezi bir nokta belirlenecek ve çeşme, alaçatı, seferihisar, urla, foça, efes gibi yerlere günübirlik seferler yapılacak. festival tarihleri dikkate alınacak ama festival olan yerde konaklanmayacak (hem maddi hem de kalabalıktan uzak kalma açısından).

DSC_0874

bu mevsimde deniz kenarında pek birşey yoktu. dolmuşla gidip yürüyerek döndüğümüz ılıca’nın denizi berrak ve müthiş bir renge sahip. şansımıza hava da güzeldi, biraz yürüdük. fakat çok vakit geçirecek birşey yoktu.

asmayaprağı'nda ziyafet
asmayaprağı’nda ziyafet
asmayaprağı-her köşede otantik nesneler
asmayaprağı-her köşede otantik nesneler

DSC_0764    DSC_0765  DSC_0762

hayatımda yediğim en güzel ot ve sebze yemeklerini yedim alaçatı’da. instagram’dan takip ettiğim asmayapragi alaçatı’ya gidişi hızlandıran önemli etkenlerdendi. gerçekten de fotoğraflardan ağzımı sulandırdıkları kadar varmış. hiç sevmediğimi sandığım fava, bezelye ve balkabağını, daha önce yemediğim arapsaçını, hiç yaklaştıramayacağım kıyma ve tarçını bir arada ne kadar da sevebileceğimi görmüş oldum. fiyatlar istanbul’da iyi bir mekanda ödeyebileceğim yüksek miktardaydı fakat hiç pişman olmadım. alaçatı genel olarak pahalı bir yer. oranın insanları da bunun farkında ve sebebinin kalite olduğunu söylüyorlar; itiraz edemedim. benzer hatta biraz daha abartı bir durumu martı restaurant’da yaşadık. mezeler, ahtapot güveç, kalamar müthişti. herşey el yapımı ve çok taze ama mezelerin porsiyonu küçük; bir o kadar da pahalı idi.

martı restaurant
martı restaurant

DSC_0801

DSC_0802

türk kahvesini özellikle de sakızlı iken içemeyen ben köşe kahve’nin özel harmanını beğenebildim mesela. aynı şekilde alaçatı köy kurabiyecisi’nin sakızlı, limonlu muhallebili, sakızlı muhallebili mis gibi kurabiyeleri sakız sevmeyen beni bile çok çok mutlu edebildi. bir de çeşme mantısı diye, bildiğimiz sosyete mantısının patentini almış konuşkan ve övüngen kadir (ya da kadri) bey var. alaçatı’da ve etrafında hatta daha da uzaklarda nam saldığını iddia ettiği mekanı eftalya’yı eşi ile beraber işletiyorlar. daha doğrusu çoğu yükü eşi kaldırıyor gibi. o çok övündüğü yemeklerin hepsini kadıncağız müthiş şekilde ve sezon dışı zamanda tek başına yapıyor. çok önemli makamlardan müşterilerinin olduğunu söyleyen kadir bey’e bir gazeteci çeşme mantısının patentini almasını önermiş, o da bunu dikkate almış ve artık ondan başka oralarda kimse bu mantıyı yapamıyormuş. hakkını vereyim çok lezzetli, ama bizim oralarda sosyete mantısı ya da yağ mantısı diye bilinen şeyin çeşme mantısı olarak patentinin alındığını ve beyefendinin bununla deli gibi övündüğünü görünce gülmek geçti içimden, saygımdan sustum. bunu tartışabileceğim veya açıklayabileceğim birisi gibi de durmuyordu; en iyisi mutluluğunu bozmayayım dedim.

köşe kahve
köşe kahve
patentli çeşme mantısı
patentli çeşme mantısı

her sokakta mutlaka bir antikacı var çoğu sokakta da tasarım üzerine bir dükkan. geri kalan her yer yeme-içme mekanı. tabi sezon sebebiyle bunların yarısı kapalı, açık olan yarısının da önemli bir kısmı festival hazırlığında ve tadilatta. birçok yerde önceki hafta yaşanan şiddetli rüzgar sebebiyle pos cihazları çalışmıyordu ama festivale kadar hallolacağının garantisini veriyorlardı. kimse birimizin istanbul diğerimizin adana’dan gelebileceğini tahmin edemiyor, izmir’den günübirlik gelenlerden olduğumuzu sanıyorlardı. e tabi ki festivale de gidecektik yani!! 🙂 bazı antika dükkanlarında güzel şeyler vardı ama o kadar kendimi dağıtmışım ki fotoğraf çekmeyi unutmuşum. bir de tahtakale işi dışında güzel hediyeliklerin satıldığı tasarım konseptli dükkanlar vardı ama elbette oldukça pahalıydı.

DSC_0945

alaçatı’da çok dingin ve huzurlu bir hava var. sanki büyük şehirden alacağını almış, nirvana’ya ermek üzere buraya gelmiş ve yaratıcı konseptlerle iş kurmuş insanların hayatına ortak oluyormuşum gibi geldi. benim için huzurlu olmasının bir diğer sebebi de kedi ve köpek bolluğuydu. özellikle bir köpek vardı ki beni nerede görse koşarak geliyor, kendini sevdiriyor ve yanımda yürüyordu. iki günlüğüne köpeğim olmuştu. ayrılmak üzere otobüse binerken de arkamdan uludu desem?? 😦

DSC_0871
minnoş:))

DSC_0870

DSC_0934
kralın ziyafeti 🙂

sakinleştim, rahatladım, özendim, kıskandım, bir daha gelmek üzere diyerek ayrıldım.

farklı mimarisi ile göze çarpan cami
farklı mimarisi ile göze çarpan cami

DSC_0771   DSC_0856   DSC_0861

DSC_0842  DSC_0845

DSC_0865
“bu evde kedi köpek var”
DSC_0776
selfie isimli mekanın kapısı
DSC_0867
“selfie”ler
DSC_0925
anne ördek ve yavruları 🙂

DSC_0884

DSC_0926
ılıca-parktaki kedi evi sakinleri ayağıma dolanmakla meşguldü:)

DSC_0862  DSC_0838

DSC_0863

dutlu kahve'nin içinden
dutlu kahve’nin içinden
DSC_0944
dutlu kahve-tavan

DSC_0937

az ve öz tatillerle…

3 Comments

  1. yazinizi okumaya baslarken ‘umarim yemek fotografi yoktur,’ dedim icimden ama…. 🙂 alacati en guzel sonbahar ve ilkbaharda – en iyi zamaninda gitmissiniz 🙂

    Like

    1. Ben aslında yemek fotoğrafı paylaşmam, çok hoşlanmıyorum ama bunlardan çok etkilendim. Siz buralardan uzakken biraz kötü olmuş olabilir 😔 ama hayatınıza çok özeniyorum..

      Like

      1. estagfirullah, ozenilecek bir hayatim yok ama alacati tarzina yaklasmaya calisiyoruz 🙂 yanlis anlamayin, fotograflariniz cok guzel.. yemekler de.. sorun da burda uhuhuuh 😛

        Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s