edirne – tarihi komşu…

DSC_0438[1]DSC_0440[1]

DSC_0432[1] DSC_0447[1]

burnumun dibinde tarihi zenginliklerle dolu bir şehir var ve 10 yıldır bir kere gitmişliğim yok. bir trene atlayıp gideceğiz deriz hep ama kelimenin gerçek anlamıyla tren kaçtı ama hala gidemedik. artık sirkeci’den edirne’ye tren gitmiyor. arabayla bostancı’dan 2,5 saat sürüyormuş geçen ay öğrenmiş olduk. 10 yılın sonunda gidebildim edirne’ye. ilk durağımız selimiye oldu. mimar sinan’ın ustalık eserim dediği camiiyi bir de biz görelim dedik.

DSC_0455[1] DSC_0460[1] DSC_0461[1] DSC_0482[1]

plastik tabureler!
plastik tabureler!
plastik kablo çözümleri!
plastik kablo çözümleri!

az biraz mimariden anlamam beklense de mimari hakkında pek yorum yapamayacağım. ama oldukça etkilendim detaylardan. hem sinan’ın detaylarından, hem bezemelerin ve örüntülerin ‘sadelikle ihtişamı’ndan hem de içinde bulunan rezil plastik banyo tabureleri ve plastik kablo koruyucularından!! sözde en kıymet verdiklerini bile koruma bilincini geliştiremeyen biz!

DSC_0483[1] DSC_0485[1]

DSC_0488[1] DSC_0490[1]

DSC_0501[1]

DSC_0500[1]şehrin merkezi oldukça alçak. yüksek apartmanlı siteler varsa da biz o bölgeler gitmedik. merkez etrafında görülecek turistik yerler ile ciğer yenen yerler arasında dolandık durduk. aynı sebeple de şehrin her yerinden görünen camii olma özelliğini kazanmış selimiye. camiinin avlusundan arastaya geçiş var. türkiye’nin her yerinde bulabileceğiniz hatta eminönü’nden alınmış hediyeliklerin olduğu bir çarşı burası. kapısının önünde bekleyen bir köpekcik hemen benim şefkat duygularımı kabartsa ve esnafa görünmeden kapıyı açmamı sağlasa da içeri girmedi. derdi girmek değil, içeriden çıkmasını bekledikleri sahipleriymiş.
DSC_0628[1]

DSC_0627[1]bir de sultan papağanımız oldu. edirne’ye gidip papağan alıp gelen de ilk bizizdir herhalde 😁 mr. husband ne zamandır istiyordu. bu küçük hanımı yalnız görünce bir de uygun fiyatlı olunca alıverdik. ismi piraye. midye ile de düşündüğümüzden çabuk alıştılar birbirlerine. midye onu çok merak etse de uslu ve olgun bir ağabey olarak fazla rahatsız etmiyor:) yıllarca birbirinin düşmanı diye anlatılan bu hayvanlar insanoğluna esaslı ders verecek kadar medeni(!).

sevgililer günü manzarası :)
sevgililer günü manzarası 🙂

DSC_0507[1]

DSC_0515[1]

meşhuuuur tavacı aydın’ın kalabalığı kapısındaki sıra bizi caydırdı. hemen karşısındaki kırkpınar’da yedik yemeğimizi. ben ciğeri mangal şiş dışında pek sevmem. köfte yiyeceğim için aydın’a girme konusunda hiiiiççç ısrarlı değildim. ama acı biber kavurması hiç beklemediğim kadar iyiydi. adanalı olsam da acı eşiğim çok düşüktür; ona reğmen çok lezzetli buldum. bir diğer lezzetli şey: badem ezmesi. pek meşhurmuş fakat ben ilk defa gördüm. meşhur olduğu kadar varmışş..

DSC_0519[1]
meriç
DSC_0524[1]

DSC_0594[1]

lodosla gelen sel edirne’ye pek zarar vermiş. o yüzden hakkıyla gezemedik. fakat bu haliyle bile burada yaşanır yahu dedirtti. bizi gezdiren mr. husband’ın kuzeni de insanlarının ne kadar iyi niyetli ve sıcak olduklarını anlatıp durdu. selimiye’nin etrafında cevşen satmaya çalışan ablalardan anlamıştık zaten 🙂 gerçekten çok sıcak kanlılar. ille birşeyler satacak diye sizi beş dakika ayakta dikmesine bile kızamıyorsunuz.

DSC_0533[1] DSC_0534[1]

sular altında kalmış park, karaağaç ve meriç’i araba ile geçtik. fotoğraflar hareket halindeyken çekildi. pazarkule sınır kapısında ise birkaç metre ötede yunan askerin beklediğini görünce herşey daha bir anlamsız ve komik gelmeye başladı. bu muydu yani iki ülkeyi, dili, para birimini, gümrük-vize kurallarını, sistemi değiştiren. üzerinde tanımadığımız bir alfabe ile yunanistan yazan bir kapı hatta bir kemer mi çiziyordu sınırı. komik.. anlamsız..

DSC_0544[1] DSC_0547[1] DSC_0549[1] DSC_0551[1] DSC_0567[1] DSC_0569[1]

güzel sanatlar fakültesi tren istasyonunun binasını ve kara trenini miras almış. ama bu tren o kadar meşhur oldu ki son zamanlarda sosyal medyada, ‘profil fotosu’ çekme derdinde olduğundan treni önden tek başına çekemedim bir türlü.

karaağaç
karaağaç
renkli kent
renkli kent

DSC_0615[1]
saraydan kalan kapı
DSC_0618[1]

savaş sırasında yanan ve edirne’nin başkent olduğu dönemde kullanılan osmanlı sarayı’nın kalıntıları ile restore edilmiş mutfağı ve taşan dere sebebiyle geçip de göremediğimiz kırkpınar.

restore edilmiş mutfak
restore edilmiş mutfak

DSC_0622[1] DSC_0623[1]

daha geniş vakit olsaydı sağlık müzesi (darüşifa-zamanında müzikle terapi yapmış merkez) ve şükrüpaşa tabyası’nı da görmek isterdik. artık bir dahaki sefere; nasılsa uzağı yakın ettik 🙂

DSC_0512[1]

geziyle ve keşifle…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s