yılsonu yazısı…

aslında aşağıdaki yazıyı geçen hafta yazıp taslak olarak kaydetmiştim. eklemeler yaparım, görsel koyarım diye. sonra her yerde yeni yıl yazısı görmekten öğk geldi, tam vazgeçiyordum ki tekrar okuyunca kıyamadım:) gel bakalım 2015! 🙂

ne kadar klişe olsa da yıl sonu yazısı yazmayı da okumayı da seviyorum. hem kendime bir daha dışarıdan bakıyorum hem de bir başkasına anlatır gibi yazdığımda tekrar pencere değiştiriyorum. okurken de kendimden birşeyler bulduğumda da, bulamayıp özendiğimde de, “hiç böyle olmasını istemem” dediğimde de mutlu oluyorum 🙂

bu yıl;

blog adresimi değiştirip sıfır kilometre bir başlangıç yaptım ve daha sık yazı yazar oldum. içeriği genişleterek yemeye, içmeye, gezmeye ve diğer özel zevklerime daha çok yer verir oldum. hala o eski utangaçlığımdan kurtulamadım ama kırmaya çalışıyorum. yeeeeeyyyyyy!!!! 🙂

bu yıl;

evimizden sınav hiç eksik olmadı. önce benim doktora derslerimin finalleri, sonra mr. husband’ın kpss sınavı, ardından benim doktora yeterlilik sınavım ve yine mr. husband’ın spk lisans sınavı derken aralığın sonuna geldik. bir de sınav gözetmenliği diye bir ek iş edindim ki kendisinden pek memnunum. yıl içinde açıköğretim ve ösym sınavlarında birkaç haftasonumu harcadım, paralarını da gezilerde. 🙂 her ne kadar sınav denen şeye karşı olan bir akademisyen adayı olsam da ek gelir ihtiyacı olan bir akademisyen adayıyım aynı zamanda..

bu yıl;

paket paket, kargo kargo kitap aldım. aynı hızla okuyamadım ama müthiş bir hevesle yeterlilik ardından başlıyorum. bunların arasında roman, öykü, klasik, sosyolojik ve psikolojik inceleme, evrim ve doğa ile ilgili kaynaklar ve tez için gerekli gördüğüm kitaplar var. satın alma hızımla okumasam da bu sene okuduğum kitap sayısı ve okuma hızım da arttı. kitapların içinden bir “en iyi” seçemem ama okuduklarımın arasında;

ilk defa tanıştığım: emrah serbes-deliduman, ece temelkuran-düğümlere üfleyen kadınlar, deniz tarsus-ayrıkotu, desmond morris-insanat bahçesi ve kedinizi nasıl bilirsiniz?, harriet lerner-öfke dansı, frued, eric faye-nagasaki, sabahattin ali-kürk mantolu madonna

“her zamanki gibi başarılı” bulduğum: amin maalouf-tanios kayası, yekta kopan-bir de baktım yoksun ve içimde kim var, ursula le-guin-yerdeniz serisi 3 ve 4, ihsan oktay anar-efrasiyab’ın hikayeleri

eğlendiğim: bir psikiyatristin gizli defteri

bilgilendiğim: incognito, insanat bahçesi, yitik paradigma, öfke dansı, karatay diyeti, taş devri diyeti, tarihi yeniden düşünürken

en sıkıldığım: erteleme sanatı

bir de on sene sonra ilk defa tüyap kitap fuarına gittim. tam olarak şu noktada oradaki delirmemi anlatıyorum 🙂

okuma ile ilgili bu yılki keşiflerim kindle, scribd ve goodreads oldu. kindle tez okumalarım için çok isabetli bir alışveriş olmuş. goodreads de beni okumaya motive eden bir araç oldu. scribd ise çok güzel ingilizce kitapları mobil olarak okuyabileceğim bir uygulama olacaktı fakat ona ödeyeceğim ücret kadar okumaya fırsatım olmayınca iptal ettirdim.

bu yıl;

yeni dergiler keşfettim. ot, sabit fikir ve kafka okur edebiyat ve toplum dergisi olanları. kafka okur henüz çok yeni. ben de daha okumaya fırsat bulamadım ama ilk iki sayısını aldım, okunmayı bekliyor. diğer yeni dergi aboneliğim ise burda (dikiş dergisi olan). aşağıda da dediğim gibi dikiş dikmeye başlıyorum. buna nereden sardırdığımı da bir yazıda anlatırım artık. en çok aldığım dergi ise geo oldu. bu yıl bana hitap eden konu çoktu.

bu yıl;

bir dikiş makinem oldu henüz hiçbir şey dikemesem de. acemilikle makinenin ayarını tutturamama sebebiyle iki defa teknik servise gitti. sanırım artık bir sorunu yok. başka el işi alanlarına da biraz el attım ama hiçbiri ilerlemedi. ama bunların malzemelerini aldım ve bunlarla uğraşmak için yer ayarladım çalışma odamda. “bunlar” şunlar oluyor: dikiş, örgü, tığ işi, keçe, makrome, çizim ve boyama, kağıt işleri. ve yeniyılda bilgisayarımı da yenileyerek 2 ve 3 boyutlu dijital çizim arenasına yeniden çıkmış olacağım. önümüzdeki yıl benim için yaratıcılığın yılı olacak sanırım.

bu yıl;

çılgınlar gibi olmasa da epeyi gezdim. adana seyahatleri artık rutine bindiğinden bu sene az bile gittim. araya düğün turizmi de dahil oldu. 🙂 ayvalık, bozcaada, assos, akçay, altınoluk, şahin deresi, ankara, hatay’a gittim. bunların hiçbiri benim için yeni bir keşif değildi ama hayatımın en büyük keşfini sanırım bu yıl yaptım ve konferans için amerika’ya gittim. california sınırları içinde los angeles, hollywood, san diego, santa barbara ve san fransisco ile oregon’da portland’a gittim. olumlu ve olumsuz anlamda ufuk açıcı bir deneyim oldu benim için ki o deneyimleri birkaç yazı öncesinde bulabilirsiniz.

bu yıl;

facebook’u unutup instagram ve pinterest’e dadandım. hatta instagram biraz takıntı olmuş olabilir. sanırım favori sosyal medyamı buldum; tabi blogdan sonra. bulaşıcı kirlilik gelene kadar bu alanlarda olacağım.

bu yıl;

istanbul modern kart ve lale kart çıkarttım. sanatsal etkinliklere daha çok ‘motive olmak'(!) için. lale kartı diğerinden daha fazla kullandım. sebebi ise cafe nero’da ikinci içeceğin bedavaya gelmesi ve konser indirimleri 😀 konser demişken iki güzel konsere gittim bu sene harbiye’de. biri hugh laurie -ki kendisi md. gregory house olarak kalbimi fethetmiştir- diğeri de two cellos. ikisini de çok beğendim.

bu yıl;

az film, ortalama sayıda dizi izledim. hepsini arttırmak istiyoruuuummm!! dexter’ı bitirdim. ilk 4 sezondan sonra sıkıldım artık diyerek bırakmıştım ama son 4 sezonun methini çok duyunca tekrar izledim ve -benim için nadir olan- sesli tepkiler verdim şaşırırken, gülerken, üzülürken ve korkarken. gerçekten başarılı bir dizi olmuş. ilk sezonlarını izlemek istemediğim game of thrones ve walking dead’in son sezonlarını rutin arkadaş toplantısına çevirdiğimiz için mecburen izledim fakat pişman değilim. ama hala fanatik değilim 🙂 izlediğim filmlerden de her ve interstellar geliyor aklıma şu anda. interstellar’ı zaten daha çok yeni izledim. bu yıl film açısından çok zayıf geçti. arayı kapatmak lazım.. 🙂 despicable me ve how to train your dragon da çok sevdiğim animasyonlar arasına yerleşti.

bu yıl;

blog yazmaya başladığım gibi bir sürü blog okumaya, takip etmeye başladım. güzel bloglar keşfettikçe de yazma hevesim artıyor. bu bloglardan bazıları:

http://mushaboom8.blogspot.com.tr/           http://durumbildirimi.com/      http://kulaktandolmatarifler.wordpress.com/         http://www.kendindik.com/              http://cookosh.blogspot.com.tr/

bu yıl;

sağlığımla ilgili çok endişelendim. her belirtiden kötü hastalık yorumları yaptım, şüpheler duydum ve check-up yaptırdım. neyse ki kötü birşey çıkmadı; şekerimin biraz yüksek olması dışında. ama iyi bir sonuca vesile oldu; sağlıklı beslenmeye ve çocukluğumdaki doğal tatlara geri döndüm. hazır gıdayı hayatımdan çıkardım. un, pirinç, şeker ve patatesi sınırladım ve gerçekten değişik bir beslenme biçimine adapte oldum. istemediğim 10 kilodan da böylece kurtulmuş oldum. bu sağlığımı, kilomu, motivasyonumu, endişelerimi, yeme alışkanlıklarımı ve gardırobumu olumlu şekilde değiştirdi. 🙂

bu yıl;

harcamalarımı kontrol etmem, tez için daha fazla şey okumam, okumak istediğim kitaplara-izlemek istediğim dizi ve filmlere-gitmek istediğim sergi ve etkinliklere-eski ve yeni hobilerime daha fazla zaman ayırmam, daha çok doğa gezintileri ve yeni yer seyahatleri yapmam, daha çok yazmam, daha temiz ve düzenli olmam gerektiğine karar verdim.

size de yeniyıl kararlarınızı verimli şekilde uygulayabileceğiniz, barış-huzur ve hoşgörü ile geçecek güzel ve sağlıklı bir yıl diliyorum…

biraz christmas ruhu 🙂

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s