dobblinnn…

ilk yurtdışı seyahatimin irlanda-dublin’e olması tesadüf olamaz kesinlikle. üzerinden bir yıl geçmişken yıldönümü anması yapayım dedim. geçmiş bir gezi olsa da benim için önemi büyük ve burada kayıtlı olmalı diye düşündüm.
ilk konferans deneyimimin ve benim de mr.husband’ın da ilk yurtdışı deneyimimizin dublin’de olmasını maeve binchy’ye dayandırdığım doğrudur. ortaokul yıllarımda okuduğum italyanca aşk başkadır’dan çok etkilenmiş, “dublin neresi yahu” demiştim. o zamandan beri de dublin için algıda seçicilik geliştirmiş; ilgili herşeye kulak kabartmışım. 🙂

kuşbakışı dublin
kuşbakışı dublin

ingiliz aksanını sevmediğim kadar irlanda aksanını da zor anladım. dablin yerine dobbliiıınn diyorlar mesela. yine de anadili ingilizce olan bir şehir olması ilk yurtdışı deneyimi için büyük şans. tabi bir de tarihlerinde büyük etkisi olan keltler ve keltçe var. tabelalar ingilizce ve keltçe her yerde. para birimi de euro, sterlin değil. ingilizlere uyuz olduklarından “onlara ters olsun da ne olursa olsun” der gibi bir halleri var. yalnız sağ şerit trafik ve kırmızı olmasa da çift katlı otobüsleri ingilizlikten kurtulamamış.

şehrin sembolü haline gelmiş köprülerden en karakteristik olanı
şehrin sembolü haline gelmiş köprülerden en karakteristik olanı

müthiş bir hintli popülasyonu var. eğer bembeyaz tenli, kızıla çalan saçlı ve mavi mi yeşil mi karar veremediğiniz şahane renkte gözlü birilerini görmüyorsanız çoğunlukla hint kökenli birisini görüyorsunuz. ama yine de bir türk’e rastlamadık değil. hem de akraba; tesadüf mü, dünyanın küçüklüğü mü, neyse ne işte. zaten irlandalıların kökeninin türk’e dayandığına inanmak üzere geldik. biz “aman avrupa’ya geldik, trafik ışıklarına uyalım” modunda kasarken yanımızdan yöremizden arabaların önüne atlayanlardan; sokakta kusarcasına sümkürmekten, tükürmekten çekinmeyen insanlar gördük!!! ondan sonra biz de saldık çayıra zaten… bu arada yolda yürürken üzerime çevrilen dikkatli bakışları kendi kednime gelin güvey olmak zannederken mr. husband’ın “kendini özel hissediyor musun? turist olduğun çok belli” demesi ile anladım durumu. esmer olmanın da turist olma belirtisi olabileceğini fark etmiş olduk. mr. husband’ın sarışın olmasının sultanahmet’te, kaş’ta ya da yurtdışı uçuşlarında ingilizce sorularla karşılaşmasına sebep olması, onu ailemizin turisti yapmıştı. sorunun cevabı ise: evet kendimi pek bir özel hissettim.. 🙂

liffey nehri
liffey nehri
biz yapamadık ama nehir turu da etkinlikler arasında
biz yapamadık ama nehir turu da etkinlikler arasında

liffey nehri’nin kuzeyinde ama hemen nehir kenarında bir otel ayarladık booking.com’dan. beresford otel, tavsiye edilir. çalışanlar biraz soğuk ve burnu indirilesi olsa da rahat ve temizdi. kahvaltı, vs. yoktu. ama o özelliklerde bulabildiğimiz en uygun oteldi.

DSC_1162

DSC_0365

dublin yürünerek gezilmesi gereken bir yer. bir defa decorative arts museum’a gitmek için tramvay -ki otelimizin hemen önünde bir tramvay, bir otobüs ve bir tren durağı vardı- kullandık. bir de yürümekten yorulduğumuzda taksi kullandık. trafik bazen çok sıkışabiliyor. düz bir şehir, yürümeye çok müsait.

DSC_0401
natural history nuseum-balina iskeletleri

DSC_0391

 

DSC_0377

DSC_0555

 

küçücük bir şehrin her köşesini turistlerin ilgisini çekecek hale getirmişler ama öyle suyunu çıkararak değil, gerçekten özenli bir yaklaşım her yerde görülebiliyordu. natural history museum, wax museum, decorative arts and history museum, guinness brewery, dublin zoo, vs.. hepsinde gayet memnun kaldık. kısıtlı zaman sebebiyle kale ve bahçelere gidemedik; bir dahaki sefere artık…

wax museum-leprechaun
wax museum-leprechaun
decorative arts - irlandalı tasarımcı eileen gray tasarımları
decorative arts – irlandalı tasarımcı eileen gray tasarımları
eileen gray-bibendum chair
eileen gray-bibendum chair
wax museum
wax museum

DSC_0575

DSC_0543

national museum of ireland-asgard
national museum of ireland-asgard

önceden incelediğimiz internet ve blog sayfaları yanında dost yayınevi’nin ‘berlitz cep rehberi dublin’ de çok işimize yaradı. havaalanında bulunan haritalar da çok işlevsel, ayrıca yine havaalanında ve şehrin çeşitli noktalarında etkinlik ve müzeler için indirim kuponları bulunmakta. onlar da faydalı olabilir.

DSC_0590

irlanda sanatçıları ile ünlü bir ülke. sanatın her alanında önemli isimlere memleket olmuş durumda: liam neeson, pierce brosnan, colin farrell, damien rice, james joyce, oscar wilde, maeve binchy, bram stoker, samuel beckett, bernard shaw şu an aklıma gelenler. daha niceleri var ve bu isimleri, özellikle de yazarları ön plana çıkaran müzeler, heykeller şehre dağılmış halde.

DSC_0486

Ulusal müzeler herkese ücretsiz ve kitaplardan vergi alınmıyor. bunu bir kitapçıya tax free sorduğumuzda öğrendik ve nereli olduğumuzu sordu. ülkemizin okumak için bizden vergi aldığını böylece anlamış oldu; gerçekten öyle miydi bilmiyorum ama bize acıyan gözlerle baktı gibi geldi. avrupa’nın en pahalı şehirlerinden olan dublin gibi bir yerde kültürel gelişim ücretsiz ya da ucuz.

english breakfast
english breakfast
english tea
english tea

ilk gün öğleden sonra otele yerleşip kendimizi sokaklara attık. köşebaşlarında ve her marketin içinde bir sandviç reyonu var. kahvaltı kültürleri pek yoksa da sandviçler harika. genel olarak pek yemek kültürleri olmadığından kendimizi sandviçlere verdik. onun dışında da meksika, çin yemekleri ve fast food yedik. bir sabah ingiliz kahvaltısı ettik, bir de pub’a gittiğimizde midemiz bir iki sulu yemek gördü. yemek konusunda kültürümle gurur duydum elin avrupasında 🙂

old mill pub-duvarlarından
old mill pub-duvarlarından

carols isimli yeşil(!) mağazalar hediyelik eşya konusunda aklınızı başınızdan alabilir, bizim gibi kart limitlerini zorlamayın derim. tax refunding olayı da havaalanında biraz sıkıntılı. havaalanının iki farklı binası varmış ve verginizi geri alacağınız birim diğer binada kalabiliyor. bu durumda fişleri bir formla beraber alandaki bir kutuya zarf içinde atıyorsunuz. vergi geri ödemesi kartımıza yaklaşık üç ay sonra yansıdı. bazı mağazalar horizon kart kullanıyor. bu daha pratik bir yöntem. havaalanında bir kiosktan önce horizon sonra kredi kartınızı geçiriyorsunuz; anında vergi geri ödemeniz yapılıyor.

 

hayvanat bahçesi, geniş olmasının yanında hayvanlara ayrılan görece geniş alanıyla hoşumuza gitti. her durumda o hayvanlar orada kapalı halde ama doğal ortam koşulları sağlanmaya çalışılmış; hatta san diego zoo’ya kıyasla doğal ortam bile sayılabilirdi. ilk defa burada mirket gördüğüm için benim için yeri apayrı. 🙂

guinness brewery
guinness brewery
bira yapımında kullanılmış eski aletler
bira yapımında kullanılmış eski aletler

DSC_0701

DSC_0690

DSC_0688

DSC_0748

DSC_0740

DSC_0655

DSC_0654

çok zengin ve alan olarak oldukça büyük müzelerinin yanında müzeye dönüştürülmüş endüstri binaları var şehrin: guinness ve old jameson gibi. kısıtlı zaman sebebiyle ikisinden birini seçmemiz gerekiyordu. ne viski ne de bira insanıyız ama bira daha içilebilir geldi ikimize de; guinness’i seçtik. kötü bir karar değildi. 7 katlı binanın her yeri görsel bir şölene çevrilmiş; her ilgi alanından insanın ilgisini çekebilecek, guinness ile ilgili ne varsa herşey sergileniyordu. reklam afişlerinden ambalajlara, ürün ve mobilya tasarımlarına, ilk bira lojistiğinin yapıldığı tren ve gemi maketlerine kadar. biranın nasıl yapıldığı, nasıl içildiği özel olarak anlatılarak öğretiliyor. içeceksen adabı var kardeşim! en üst kata geldiğinizde de 360 derece şehir manzarası eşliğinde guinness pint’ınızı içiyorsunuz.

DSC_0724DSC_0773DSC_0661

dublin’in tuğla duvarları ve rengarenk kapılarına bayıldım. ne kadar eski de görünse içinde yaşama isteği uyandıran evler gördük. insanlar oldukça kibar ve samimiydi, beklemediğimiz şekilde!! siz adama çarpsanız dönüp özür diliyorlar ve oldukça güleryüzlüler.

DSC_0802

meşhur trinity college aslında bir üniveriste kampüsü. içinde tarihi elyazmalarının bulunduğu kütüphane sınırlı vaktiniz olduğunda sadece vakit ve nakit kaybı olabilir. çünkü tüm kitaplar raflarda ve kitaplıkların olduğu kısım kırmızı halatlarla çevrilmiş durumda. sizse arada bırakılmış koridorda kalabalık bir grupla yürüyorsunuz. şişirme bir ün olduğunu düşündürüyor insana.

trinity college
trinity college
kampüsün içinden
kampüsün içinden

trinity college’ın karşı çaprazındaki adını hatırlayamadığım kitapçı -vergi meselesini konuştuğumuz- kendimi kaybedip bütün kitaplara dokunduğum küçük ama sevimli bir yerdi. sahibi olan adam da bir o kadar sevimliydi. istanbul ve orhan pamuk’tan bahsettik biraz hatta. yazarları ile bu kadar ünlü bir yerden kitap almamak olmazdı; zaten gittiğim her yerden o ülkeden çıkmış ünlü bir yazarın kitabını almaya tam da orada karar vermiştim. bram stoker-drakula, maeve binchy-tara road, oscar wilde ve james joyce’un da tüm eserlerinin derlemesini aldım. bir gazete ve jamie dergisi de almadan edemedim; ne de olsa otelde tv’yi açınca ilk karşılaştığım yine jamie oliver oldu. tam da deli gibi onun yemek programlarını izlemeye başlamışken…
wpid-wp-1417983483715

DSC_0497

kasım ayında olduğumuz için yılbaşı hazırlıkları yapılıyor ve süsler satılıyordu. gittiğim her yerden yılbaşı süsü alma fikri de orada gelişenlerden. cadılar bayramı’nın üstünden sadece bir hafta geçmişti ve cumartesi gecesi ergen yaştaki gençler cadılar bayramı kıyafetleri ile dolaşıyordu. tüm hediyelikçilerde de vurgulandığı üzere çok içiyorlar 🙂 cumartesi gecesi için temple bar çok uygun bir etkinlik alanı. hem bu isimde bir bar var hem de o çevreye adını vermiş ve ün salmış. istiklal caddesi’nde istiklal bar’ın olması gibi bir durum. sanat yönü gelişmiş şehrin sokak şarkıcıları da şahane. bizde zilyon tane albüm yapmış sanatçı(!)lara şiddetle  önerilir. mutefish diye bir grubun performansına denk geldik. en sonunda da cd’lerini alıp geldik.

 

dönüşte bindiğimiz taksinin şoförü türk olduğumuzu duyunca bizimle türkçe konuşmaya başladı! önce ne olduğunu anlamadık, sonra öğrendik ki kendisi kadıköy’de bir dil kursunda ingilizce öğretmeni olarak iki yıl çalışmış fakat aldığı 2000tl kendisine de ailesini geçindirmeye de yetmiyormuş. “o parayı burada işsizlik maaşı olarak alırım” dedi. düşünün taksicilikten ne kadar kazanıyor. o zaman dublin’in turiste pahalı bir şehir olduğunu anladık; biz gittiğimiz dönemde euro 3 tl’ye dayanmıştı 😦 onunla karşılaşmak bile memleket havası almak gibi geldi ne yalan söyleyeyim 🙂

patates kıtlığı dönemini anlatan bir heykel
patates kıtlığı dönemini anlatan bir heykel
solidarity
solidarity

yıllarca savaşlara meydan olmuş bir yer irlanda ve sonunda direnişle, halk girişimiyle kazandıkları özgürlüklerini hatırlatmak için her yerde bunları anlatan görsel sanatlar ve heykeller var. yaşadıkları patates kıtlığı ve açlıktan, şehit verdikleri sanatçılara kadar türlü olaylar resmedilmiş ve heykelle anlatılmış.

DSC_1160

DSC_1159

puslu ve kasvetli havasına rağmen biz oradayken yağmur yağmadı şansımıza. o gri havasına rağmen depresif değil; aksine huzurlu bir şehirdi gördüğümüz. hatta şehir içindeki parkları tek başına bir etkinlik alanıydı resmen.

old mill
old mill

cumartesi öğleden sonra gittiğimiz pubda maç izleniyordu. bizde futbol nasıl izleniyorsa orada da rugby öyle. kadınlar ve erkekler hep beraber maç izliyor, çığlık atıyor, heyecanlanıyor ve üzülüyor. publar, ünlü olduklarının bilincinde, dolayısıyla biraz fazla turistik olabiliyorlar. biz iki puba gittik, ikisine de dışarıdan görüntüsüne bakarak karar verdik ve memnun kaldık. isimleri derseniz; birinin adı old mill idi, diğerini hatırlayamıyorum. bir yıl geçince unutuluyormuş ama bazen gözün gördüğüne güvenmekte fayda var.

ayin provası
ayin provası
katedral
katedral
DSC_0456
duvarların içinde doğal halde mumyalanmış olduğu söylenen kedi-fare kovalamacası

DSC_0454

 

cathedral’de de ayin provasına denk gelmek çok güzel bir deneyim oldu bizim için.

DSC_0414

DSC_0415

DSC_0459

DSC_0505biz küçücük şehri 4 güne sığdıramadık. dublin için daha fazla zamana ve rahat ayakkabılara ihtiyaç var, benden söylemesi…

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s