restoranlardan izlenimler…

yediğim yemeklerin fotoğrafını yayınlamak bir yana; çekmekten bile çekinen birisi olduğum için yediklerim hakkında yazdıklarım pek renkli olamayacak ama tavsiye ve uyarıların hem restoranlar hem de oraya gidenler için önemli olduğunu bildiğimden düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum. bunun mecrası yelp veya foursquare gibi sosyal alanlar, farkındayım fakat; bu programların beni “check-in” yapmaya zorlaması bunu yapmaktan alıkoyması anlamına geliyor. hala “check-in” olayına alışamadım ve itici buluyorum. yorum yapma isteğime yenildiğim gün bunu da yapacağım sanırım…

mahmutbey kanatçısı, kozyatağı

abartıldığı ve övüldüğü gibi bulmadım. hakkında “aşırı hürmetkar” diye okuduğum garsonları oldukça soğuk ve rahatsız buldum. kebap kültürünü bilen bir adanalı olarak hürmetkar garsonu istanbul’dan öğrenecek değiliz!!! 🙂 menüsü olmayan bir restoranda garson gelip ne var ne yok söylemeden ne istediğini sorunca uyuz olabiliyorum. ilk defa gelen bir müşteri kavramı????

mercimek çorbası-idare eder

salata-çok kötü. sebzeleri doğrayıp masaya koymak salata olmuyor maalesef. onun için bkz. söğüş

kanat-güzel fakat abartılacak bir durumu yok. porsiyon küçük.

soslu somun ekmek-gittiğime değecek tek şey diyebilirim. oldukça iyi.

sunum-hacı şakir sabun kokulu sıcak ve ıslak bezler nostaljik ve iyi geliyor insana.

fiyat-performansa göre fazla yüksek

kanatçı haydar, bağcılar

kanatçıları kıyaslamak için art-arda gelmesi iyi olur dedim. mekan olarak, iddiasına göre rezalet bir yer. salaş bir mekan olsa beklentim farklı olacak ve bu detaylara belki de takılmayacaktım fakat janti diyemesem de öyle yapılmaya çalışılmış koskoca bir mekanda takım elbise ile dolaşan garsonlar son zamanlarda gördüğüm en ukala, en rahatsız ve en kendini bilmez garsonlardı. sanırsın oranın patronu ki patron olsa müşteriye öyle yukarıdan bakmaya kalkışmaz. koskoca salonda oturtacak yer bulamamaları da ayrı bir zeka ölçütü. kapalı alanda sigara içirdikleri yetmezmiş gibi bu alanı ayırmamışlar. sigara içilmeyen bölüm kapıdan ilk girdiğinizde restorana ait olmadığını düşündüğünüz kıraathaneye benzeyen bir yer. mekan ve tavır oldukça kötü.

kanat-gerçekten lezzetli ve porsiyon olarak büyük

salata-mahmutbey kanatçısı’ndan hallice

yağlı somun ekmek-çok sıradan hatta gereksiz

sunum-gelen bezler sadece ıslak. yani soğuk ve kokusuz. mahmutbey kanatçısı’nda geleni bilmesem rahatsız olmazdım.

fiyat-lezzete göre makul, işletme için fazla yüksek. bizden bahşiş alamadılar o yüzden.

northshield, ataşehir

bize dublin’deki pub ları hatırlatan dekoru, lezzetli yemekleri, çeşitli biraları ve güleryüzlü, kararında davranan garsonları ile mekanı biz sevdik. tam isimlerini hatırlayamasam da yediklerimiz steak ve makarna idi. hepsi de çok lezzetli idi. steak yanında gelen sebzeler şahaneydi 🙂
image

meşhur cemil usta, maltepe

karadeniz yemekleri, köfte ve balık çeşitleri ile adındaki gibi meşhur olmuş bu mekanda gerçekten çok iyi karşılanıyor ve ağırlanıyorsunuz. kuymak, turşu kavurma ve ilk defa yediğimiz fındıklı baklava çok iyiydi. ben köfteyi ortalama altı buldum. fakat birçok pozitif yönü ile özellikle de kahvaltı için kalbimizi çaldılar.

j (jumbo) burger, çiftehavuzlar

bu aralar fast food olmayan burger yemek pek bir moda. gittiğimiz her yerde “bir burger deneyelim” den gına gelmedi değil. ama j burger’i bir süredir de merak ediyordum, gittiğimize de değdi. el yapımı, peyniri bol hamburgerler, el yapımı ketçap ve mayonez yüksek fiyatlara rağmen memnun kalmamızı sağladı. herşeyin el yapımı olduğu bir yerde keşke ayran da öyle olsaydı demeden edemedim:) sahibinin bir araba yarışı tutkusu olduğu mekanın dekorundan çok belli. memnun ayrıldık..
image

tuzla balıkçısı, (şaşırtıcı olmayacak şekilde) tuzla 🙂

burayı neden bu kadar geç keşfettik diye üzüldüğümüz yer. “biz meze yiyeceğiz” diyorsunuz. elinde bir büyük tabak ve kaşıkla dolaşan garsonlar hızlıca sürekli tabağınıza birer kaşık meze koyuyor. bu mezeler balık ve deniz mahsullerinden yapılmış. iddialarına göre 55 çeşit mezeleri var, biz 10 tane denedik. ve gerçekten şimdiye kadar denemediğimiz şeyler yedik. haydari, deniz börülcesi, vs. var mı bilmiyorum ama mekan alkolsüz olduğu için onlara da çok ihtiyaç duymuyorsunuz. aklımda kalan meze çeşitleri: patlıcan söğürme üzeri fener balığı, minekop, soya soslu somon, hamsili makarna.. anlayacağınız mezeler çeşitli balıklarla yapılıyor; yani söylenen o. öyle değişik soslarla hazırlanmış ki, balığın cinsini anlamak zor ama oldukça lezzetli. ortaya salata söylenebilir, tatlıları kötü. ille tatlı yemeniz gerekiyorsa bitişiğinde güllüoğlu var. 🙂

shake & shack, tünel

hep duyuyordum ama deneme fırsatım olmamıştı. tünel’den geçerken feci acıkmış ve yorulmuş bir halde buraya sığındım resmen. amerikanvari olma çabası garsonlarında bile rahatsız edici şekilde (bir isteğiniz var mı? yemeklerimizden memnun kaldınız mı? bla, bla..) görülen, şimdiki burger furyası ile yediğimiz burgerlerin yanında sıradan kalan lezzetler ve bu performansa göre yüksek kalan fiyatlar.. shroom burger vejetaryen bir seçenek. ben kıyılmış mantardan köfte yapacaklarını düşünürken iki iri portobello mantar şapkası arasında peynir, muhtemelen galeta unundan yapılmış çıtır bir kaplama içinde; beklentimin ötesinde lezzetliydi. burgerleri ekmek çeşitleriyle farklılaştırma meselesi burada da var. fakat patatesleri kötüydü. 5 tl fark ödeyerek peynirlisini almayın derim. çünkü sadece erimiş peynir 5 tl etmiyor. hele soğuyunca fena!!! patatesler farklı olsun diye zigzag şeklinde yapılmışsa da o da soğuyunca burger king patatesinden kötü oluyor. gazlı içecekler re-fill; ben ayran istedim. en azından ayranı küçücük vermiyorlar; sek’in şişedeki ayranlarını sevdiğimden olsa gerek kendilerinden azıcık hoşlandım. 🙂 sos, peçete, plastik çatal-kaşık, vs. ise self-servis masasından temin ediliyor. mekanın dekorasyonu sıcak ve insanı olumlu bir moda sokuyor.
image

image

image

wolf junior, şişhane

farklı mekan deneme arayışı ile bu tık tan öğrendiğim wolf junior’a waffle sandviç hayaliyle arkadaşlarımı da sürükledim. mekan güzel, kendini ‘entellektüel’ hissettiren (ne demekse) bir yer. servis hızı, garsonda hizmete hakimiyet gibi şeyler beklemeyin; o konseptte bir yer değil. dolayısıyla bunların eksikliği rahatsız edici de değil. çünkü saatlerce oturduğunuzda sizi kalkıp gitmeye zorlayacak davranışlar da yok.merak ettiğim mac&cheese in fırında makarna olduğunu öğrendim ama waffle sandviçler gerçekten güzeldi. minicik görünen burger, köftesinin dolgunluğu sebebiyle pek doyurucu imiş; yiyenler öyle diyor. 🙂

egenin incisi, kazasker

çorbalarının iyi olduğunu ve geç saatlere kadar açık olduğunu duyup gecenin bir saati gittik. sıcak tavırlarla, lezzetli ikramlarla, güzel bir ortamla karşılaştık. mercimek ve domates çorbasını beğendik. işkembe içenimiz çok memnun kalmadı ama bunun genel bir görüş olacağından emin değilim; çünkü kendisinin de sözlere dökemediği farklı bir beklentisi var işkembeden 😀 dayanamadık, bir de kaşarlı kıymalı pide istedik; oldukça başarılıydı. yemeksepeti’nden sipariş de verilebiliyor. eve serviste de müthiş özenli ve başarılılar. çorba alüminyum tabakta değil; karton kasede ve sıcak geliyor, hatta sarımsak sosunu da yanında gönderiyorlar. kalbimizİn incisi 👍👍👍
image

image

afiyetle…

Advertisements

One comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s