amerika günlüğü etkinlikler – dolphin safari & hollywood & universal…

amerika seyahatinin en güzel kısmı ve bana göre inanılmaz bir deneyim olan dolphin safari için orange county yakınlarında dana point – captain dave’s in yolunu tuttuk. son dönemde sıkça rüyalarımda gördüğüm birşeyi gerçekleştirmiş oldum. tam 4 tane mavi balina gördük safari sırasında.  eksik kalansa yunuslardı. yunus safarisinde yunus göremedim; benim için oldukça üzücü ama görmesi çok zor olan türleri teknenin en önünde ilk gören olup çığlıklar attığım için yunus görme faslı da başka bahara diyerek kendimi avutabilirim.

20140908_102754

 

DSC_0015_2

 

DSC_0014_2

 

IMG_5649

 

ilk gördüğümüz mola mola, güneş balığı da denen tarih öncesinden kalma türlere benzeyen değişik bir balık çiftiydi. tekneyi çok merak ettiler suyun yüzeyine çıkıp çıkıp bizi izlediler. en çok da bana baktılar gibi geldi 🙂 sonra bir kılıç balığı gördük yani kaptanımız onun kılıç balığı olduğunu ve son yıllarda pek görülmediğini söyledi. belki de yunus göremediğimiz için hayıflanmayalım diye böyle nadir gelişen bir olaya tanıklık ettiğimize inandırmak istemiştir bizi. sadece yüzgecini ve kuyruğunu görebildiğimiz kılıç balığı bizden pek ürktü ve kaçtı. dönüşte bir deniz aslanı sürüsüne denk geldik; balina ararken de tembel tembel yüzgecini güneşe uzatan birkaç deniz aslanına denk gelmiştik.

veee mavi balinalar… önce uzaktan izleyebildiğimiz bir çifte denk geldik. puf puf çıkardıkları köpükleri gördük sadece. sonra yaklaştık ama biz yaklaşana kadar daldılar. derken çıkacakları yeri tahmin ederek nokta atışı atan kaptan sonunda bizi balinanın kuyruğuna götürdü. tabi ki dibine değil ama hayal edebileceğiniz bir yakınlığa. mavi balinanın adı, geçtiği yerde su yüzeyinde bıraktığı mavi izden geliyor; hale gibi. nefes aldı, verdi, aldı, verdi veee daldı; kuyruğu gördük. hayatta mutluluktan ağladığım çok az anım vardır; bu da onlardan biriydi. ardından 3 mavi balina daha gördük, bazılarına kaptan küçük dese de hepsi benim için devasa boyuttaydı. hele en sonuncusu çok büyük sürprizdi. tam dönüşe geçmiştik ki başka bir tekneden yolumuzun üstünde bir balina olduğuna dair çağrı alan kaptan hızlandı. en yakından gördüğümüz balina da o oldu. hava püskürttüğü burun deliklerini ve sonra kuyruğunu o kadar yakından gördük ki şu an bile gözümü kapayınca dokunma mesafesindeydik gibi hatırlıyorum; ki değildik 🙂 yaşadığım en güzel gündü sanırım.

IMG_20140908_145027

bu muhteşem gerçeklikten sonra hollywood’un saçma sapan yapaylığı iyice kötü geldi. walk of fame tam bir hayalkırıklığı!! renkli bir cadde düşünün, istiklal caddesi gibi ama onun gibi otantik ya da romantik bir yanı da yok. yerde yıldızların içinde ünlü isimlerinin yazılı olduğu baskılar. sadece bu! ve insanlar o yazılarla fotoğraf çektirmek için neredeyse yere yatacaklar. şu an adını hatırlayamadığım, ünlülerin el izlerinin olduğu yer de ondan farklı değildi. şaka gibi, çok saçma! bir de madame tussaud’a gittik; en iyi madame tussaud müzesinin buradaki olduğunu okumuştuk bir yerlerde. bir ünlünün kendisiyle bile fotoğraf çektirmek gibi bir isteği olmayan benim için balmumu heykeliyle fotoğraf çektirmek pek anlamlı değildi. ama yine dublin yazısında anlatacağım wax museum’da ne kadar eğlendiğimizi hatırlayarak gittim. bir hayalkırıklığı da buradan! heykellerin bir kısmı gerçeğine benzemiyordu bile. bir kısmı da çok gerçekçiydi fakat ünlülerin heykellerinin yanında komik pozlar vermekten başka yapacak birşey yoktu. hollywood gibi bir yerdeki balmumu müzesinde daha çok sahne ve ortam yaratılabilinirdi. gerçekten kendinizi o sette gibi hissettirecek ya da böyle pozlar verebileceğiniz ortamlar olabilirdi. ama diğer birçok şey gibi madame tussaud da şişirilmiş bir balonmuş. 😦

madame tussaud
madame tussaud

IMG_5762

IMG_5834

bir başka yapay dünya: universal studios. hakkını vermeliyim ki çok büyük ve heyecanlı bir eğlence parkı. girişi 92$, internetten alırsanız 87$, bilmem kaç dolar fazla verirseniz yıllık sınırsız giriş. benim için gitme şansım olsa da ikinci kez gidilecek bir yer değildi. tatilya’ya yetişemediğimden üzülürdüm; işte burası tatilya gibi birşeydi benim için. bazı filmlerin eğlence parkları vardı, onlarda çok eğlendim. bir de set düzenekleri ile ilgili bölümler vardı ki bunların çok daha fazla olmasını beklerdim o büyüklükte bir alan ve ‘universal olmak’tan dolayı. otobüs turunda kapalı setlerin arasında dolaştırılıp “işte buralarda dizi ve filmler çekiliyor” demek yeterli değil bence.

20140909_143054
film setinden bir görüntü

çok fazla türk insana denk geldik orada. önümüz, arkamız, sağımız, solumuz türkçe konuşan insan oldu bir ara. değişik bir duygu kendi dilini duyduğuna şaşırmak.

eğlence parklarından despicable me, transformers, king kong, jurassic park ve mummy ‘yi çok sevdim. birçok kişinin sevmediği mummy benim favorim oldu. eğlence treni düşünün; mumyanın filmindeki gibi karanlık ortamlarda giden ve bir anda geri geri gitmeye başlıyor. işte bu yüzden sevemeyeni çok, ben de tam bu yüzden çok sevdim! 🙂 jurassic park alanından ıslanarak çıkıyorsunuz; baştan bilerek girmekte fayda var. biz iki kere girdik. başınıza güneş geçtiğini hissettiğiniz an girip gezmeye devam edebilirsiniz. shrek’in eğlenceli bir tarafı yoktu. aksine 5d sinemanın ilk çıktığı zamanlardaki hali gibiydi. çok yavan kalmış. su dünyası filminden bir sahne canlandırılan set ise bir set örneği gördüğümüz için güzeldi ama mummy hala favorim. su dünyasında da ıslanmayı ve hatta bilerek ıslatılmayı göze alarak gitmek lazım. sinir bozucu durumlarda soğukkanlılığı kaybedenlerin girmemesi daha iyi olabilir. 🙂

20140909_144924
inanması zor ama bu bir dondurma:)

IMG_20140909_185356

jurrasic park'ta ıslanmak:)
jurrasic park’ta ıslanmak:)

bıçakla bilek kesmek, uzayda yürüyen astronot gibi çekim hilelerini izleyeceğiniz şov da görülmesi gerekenlerden ama universal studios’dan keyif alarak çıkabilmek için beklentileri yükseltmeden gitmek en iyisi. o zaman çok eğlenebilirsiniz. ben hayalkırıklığıma rağmen eğlendim.

20140909_164833

20140909_123959

hollywood’da olduğu gibi burada da ünlü kahraman kılığındaki tiplerle fotoğraf çektirebiliyorsunuz. onlar da sizinle çok eğleniyorlar. özellikle anubisler (çakal tanrı) kızları korkutmaya bayılıyor. 🙂

genel olarak ülkenin her yerinde de gözlemlediğimiz ve çok hoşumuza giden şey universal’da da vardı. yaşlı ve engelli insanlar o kadar hayatın içinde ve o kadar rahatlar ki o insanlar adına ve kendi adıma çok mutlu oldum. kendini köşesine hapsedip hayattan kopan insan olmak yerine eğlencenin, gezinin, ortamların tam ortasındalar. ve her yer mimari olarak da onları düşünerek yapılmış. bu da umut ve güven hissettiren tarafıydı; yani tamamen hayalkırıklığı değil..:)

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s