okumaca…

sonunda dergiyi bitirebildim. okumadığım bir yeri kalmayana kadar; acil olmayan işlerimi, dizi izleme fasıllarını, işe gelir giderken okuduğum kitabımı erteleyerek okudum. eline alınca ince görünen, hemen bitecek sandığım dergi okudukça uzuyor, çoğalıyor gibi bitmedi. hatta mr. akyol bile “kaç gündür okuyorsun bitmedi mi bu dergi?” dedi.-ğinde 1 gün olmuştu. dergi bittiğindeyse 2 gün. ama bu zaman bana çooookkk uzun geldi. her zaman sıkılmaktan değildir zamanı daha uzun hissetmek; bazen de sindirmektendir. dergi mi? adı ot. maksat yeşillik olsun.. bazen birşey öğrenirsiniz ve onunla ilgili şeyler üst üste karşınıza çıkmaya başlar. algıda seçicilik midir, kendini seçtiricilik midir bilemem.. mesela fikirlerine değer verdiğin bir blog yazarından okursun önce, hatırlatma listesine eklersin, sonra edebiyat yönü kuvvetli bir arkadaşın instagram hesabında bunu okuduğunu görürsün, hemen ertesinde ablan ankara’da bu derginin kafesine gitmiştir ve sizin seveceğinizi düşünerek fotoğrafını gönderir. işte bu nokta “kalk git bu dergiyi al” zamanının geldiği noktadır.

en sevdiğim dergi alma şekli gazeteci büfelerden almaktır. fakat ben çoğunlukla param olmayan zamanlarda 5-6 dergi alarak eve döndüğümden poşet ihtiyacı+kredi kartı ile ödeme yapabilme sebepleriyle (poşet bahane) kitapçılardan alıyorum ne zamandır. ot’u da o kitapçılarda hiç görmemişim, daha doğrusu ilgimi çekmemiş. önceki sabah işe giderken bir büfenin önünden geçiyordum; ekim ayı bitmeden alayım, bir sorayım dedim ki varmış. bir de burda kaptım; gelecek şahane dikiş projelerime yatırım olarak.

işte 2 gündür okuyorum dergiyi. çok fazla bilgi vermek istemiyorum ki merak edenin kendisi keşfetmelidir zannımca. kitap için de aynı şeyi düşünürüm. o yüzden kısa ve öz (öz zaten kısadır ama tek başına kullanınca kel kalıyor gibi geldi) izlenimlerim: akıcı, duyarlı, vurucu, politik, ağzı az bozuk-çok değil, sıradan değil, sıkıcı değil, aşırı edebi değil, aşırı sulu değil-orta karar, dengeli. bir de parlak kuşe kağıt değil. o kağıtların kokusunu çok sevsem de gazete kağıdını (uykusuz, penguen gibi dergilerin kağıdı ve şekli) tercih ederim. onun da kokusu güzel; el boyasa da nispeten çevreci.

image
ot dergisi ekim sayısı

hazır okuduklarımdan konu açmışken son zamanlarda okuduğum kitaplardan da ‘kısa ve öz’ bahsedeyim:

nagasaki

etkileyici, başarılı, psikolojik çözümlemeler, hızlı okunuyor, kısa bir hikaye zaten, şaşırtıcı bir sonuç, romansı-olay örgülü değil; daha çok uzun bir hikaye gibi.

erteleme sanatı

benim için hayalkırıklığı, hızlı okunuyor-bir an önce bitsin diye okuduğum için de olabilir-, ne kişisel gelişim ne de eğlence kitabı, daha çok kişisel tatmin kitabı, bir erteleyiciyseniz, ki ben biraz öyleymişim, yalnız olmadığınızı söyleyen bir kitap.

the toaster project: or a heroic attempt to build a simple electric appliance from scratch

mesleki ilgiden okudum. kalkışılan şey ilginç fakat her ilginç şeye kalkışan kitap yazmamalı sanırım. birkaç sayfada da anlatılabilecek bir serüven. pek başarılı değil.

kitap almak, kitaplığa yerleştirmek, kitabı bitirip şimdi ne okusam seçimi ve heyecanı benim için kitap okumak kadar hatta belki ondan da fazla etkili olabilir. her ay belli bir maddi limit dahilinde kitap alıyorum hepsini o ay içinde bitiremesem de. onları kitaplıkta kategorize edip yerleştirmek, konusuna, yayıncısına, rengine, büyüklüğüne göre ayırmak. sonra bir heyecanla kitabı bitirip ne okusam ne okusam demek.. 🙂 böyle bir eğlencem var benim de.

image
bu ayın ganimetleri

elektronik kitap okuyucu aldım amazon’dan. shipping ücreti ödemeden alma şansım varken amerika dönüşünde getirdim. kitabın kokusu, sayfası olmadan okuyamam derim hep ama bu meretin de çok cazip yönleri yok değil. alırken ‘roman için değil, tez için alıyorum’ diyordum. her makalenin çıktısını alıp okuyacağıma elektronik olarak okurum diye düşündüm. bikgisayar, telefon, tablet ekranı gözümü yoruyor ve de ilgi dağıtıcı çok şey var onlarda. derken bayağı sevdim okuyucumu. almadan önce pek araştırdım nook mu kindle mı diye. öncelikle şunu söyleyeyim: buralarda pek yaygın değil bu alet, teknoloji marketlerde filan yok. internetten sipariş verirken nook ve kindle dışında bir de yerli marka var fakat bunlar hakkında bilgi edinilecek yeterli yorum ve tartışma da yok. bir-iki blog buldum ama kullanıcı yorumları için daha fazla sayıya ihtiyaç var bence. o yüzden yabancı bloglara baktım. nook ile kindle arasında yapılmış çol sayıda ve profesyonel kıyaslamalar vardı ki; en sonunda kindle’a karar verdim ve daha uygun olması açısından amerika’dan almaya karar verdim. dezavantaj: garanti yok, taksit yok. kendisinden pek memnunum, okumak çok rahat, boyut süper, tez için lazım olan herşey sürekli yanımda ve goodreads bağlantısı var. 3g olandan almadım çünkü anladığım kadarıyla türkiye’de pek kullanamıyorsunuz. sınırlı internet erişimi var, tablet gibi kullanamıyorsunuz ki bu benim istediğim şeydi. yalnız 2 gb bana yetmedi. elimdeki makale ve e-kitaplar çoktan doldurdu.

image
amazon kindle

bazı zamanlar var eve kapanıp sadece kitap okumak istediğim, az da olsa yapabiliyorum. en mutlu olduğum zaman dilimlerinden onlar. dolayısıyla okumaya yaptığım yatırım canımı acıtmıyor 🙂

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s