amerika günlüğü-etkinlikler /santa monica…

üzerinden zaman geçtikçe unutacağım ve yazamayacağım diye korkuyorum. hazır blogla uğraşmak böyle keyif veriyorken yazayım dedim.

gerek filmleriyle gerekse haberleriyle büyük beklentiler yaratan amerika benim için hatırı sayılır bir hayal kırıklığıydı. aslında herşey ekranda göründüğü gibiydi; yani herşeyi ekranda izliyor gibiydik. o kadar yapmacık ve sahte duruyor ki film setinde misin gerçek dünyada mı şaşırıyorsun. bu duygumu amerika’ya gitmiş kimle paylaşsam “tıpkı truman show değil mi?” diyor. tam tarifi bu gerçekten. sürekli “heyyyy nasıl geçiyor günün bakalım, sana nasıl yardımcı olabilirim?” diyen tezgahtar, garson ve görevlilerle karşılaşmaktan gına geliyor. “herşey gayet güzel” demekten yemek yemeye fırsat bulamıyorsunuz. ya da “sen sormasan herşey daha iyi gidiyor” demek istiyorsunuz garsonlara. böyle yapmacık ve sulu bir kibarlığın yanında gerçekten samimi insanlarla da karşılaşmadık değil. filmlere çokça mekan olan california, ve ona bağlı los angeles, hollywood, san fransisco gibi yerlerde dolaşmış olmamızın bunda etkisi büyük olabilir tabi. durum diğer bölgelerde de aynı mı bilemiyorum.

filmlere mekan olmaktan bahsetmişken, gitmeden üzerinde fazlaca mesai yaptığımız gezi planımıza dahil olan yerler arasında universal studios, madame tussaud, golden gate, san diego zoo vardı. bunların dışında portland’da saturday market, powell’s bookstore, los angeles’ta dolphin safari, bolca alışveriş ve yemek vardı. alışverişle ilgili yazı bu “tık”ın ardında. yemeklerle ilgili düşüncelerimi etkinliklerin arasına sıkıştıracağım ama daha detaylı bilgi ve yemek fotoğraflarına ulaşmak için boğazına düşkün hatun a bakabilirsiniz. ayrıca aynı isimli instagram hesabından da özet bilgilere ulaşabilirsiniz. kendisi ile aynı şeylerden yedik 🙂

ilk gün uçaktan inişimiz öğleden sonrayı bulduğundan ve yorgunluk çöktüğünden sakin etkinliklerden yana durduk. santa monica’ya doğru yollandık; pier’e gitmeden önce manhattan beach’te güzel manzara, sakin ve huzurlu insanlar, harika sahil evleri ile huzur dolduk. pasifikle ilk buluşmamız güneş batarken olduğundan pek üşüdük, ayağımızı bile suya sokamadık. bunda birkaç gün önce bir köpekbalığının bir sörfçünün tadına bakma girişimi haberinin de etkisi yok değil hani. o saatte, o soğukta bir sörfçü inatla tahtasının üstünde dalgaların arasındaydı. korkutsa da özendiriciydi.

manhattan beach-günbatımı
manhattan beach-günbatımı
sahil evlerinin camından günbatımı
sahil evlerinin camından günbatımı
pasifik dalgaları-manhattan beach
pasifik dalgaları-manhattan beach
cennet kuşu ya da turna gagası diye bilinen çiçekten başka yerlerde de gördük :)
cennet kuşu ya da turna gagası diye bilinen çiçekten başka yerlerde de gördük 🙂

sonraki durağımız santa monica pier; meşhur dönme dolap manzarası ve bubba gump.

santa monica pier'den dönme dolap:)
santa monica pier’den dönme dolap:)

forrest gump’ı izleyeli yıllar oldu. izlediği filmi iki günde unutan insan olarak bubba gump’a gitmeden filmi tekrar izlemeye karar vermiş, indirmiş ve telefona kaydetmiştim. bir türlü fırsat bulamayınca 18 saatlik uçuştan güzel fırsat mı olur deyip uçakta izledim. gittiğimiz günün akşamında yemeği bubba gump’ta yemek iyi oldu; unutmaya fırsat bulamadan restoran içindeki yazıların, repliklerin ve fotoğrafların bana anlam ifade edebilmesini sağladık 🙂 anlamlı replikler olsa da bazıları biraz zorlama olmuş. mesela run forrest run yazan plaka durdukça servis devam ediyor. bu plakayı çevirip stop forrest stop yazan kırmızı plakayı kullanmak hesap istediğinizi anlatıyor.

DSC_0060

denize bayılıyor, balığa tapıyor olabilirim, hatta bazı deniz ürünlerini pek çok sevebilirim (mesela kalamar), ama karides insanı değilim. tereyağında güveçte karides dışında hiçbir türlüsü bana uymuyor. dolayısıyla bubba gump’ta aç kaldım; french fries forever diyerek patatese yumuldum. clam chowder (yengeç çorbası) kötü olmasa da bu kadar ünlü olmasını gerektirecek bir özelliğe de sahip değildi benim için. bizimkiler coconut shrimps’e bayıldı; bense bir diğer sevmediğim şey olan hindistan cevizinden koşar adım uzaklaştım. santa monica pier’de yediğim en güzel şey sokak arabasından aldığımız churros. mis tarçın kokulu ve ağır olmayan güzel bir tatlı.

 

in his shoes... :)
in his shoes… 🙂

otele giderken herkes yorgunluktan bayılmış uyurken ben de zorla açtığım gözlerle şoför oyalama servisindeydim. san diego yolu üzerinde bir otelde rezervasyon yapmıştık; ertesi gün san diego zoo’ya gidişimizi rahatlatıp bütün günü hayvanat bahçesinde geçirebilmek için. hayvanat bahçesi yüzünden san diego benim için buruk geçti. 😦 nasıl geçtiğini san diego yazısında anlatacağım. bu posttan bu kadar..

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s