kıyıdan kenardan…

Depresyonda mısınız??
Size birkaç ufak tavsiyede bulunabilirim.:)

Evdeki bayat ekmeklerinizi alın ve sahile inin. Parçalayıp havaya fırlatın. Ekmeğe üşüşen, onun için yarışan, kendi uçarken havada başka yöne uçan ekmeği yakalamak için bağıl hız hesaplayan “kuş beyinli” nin sizi çocuk gibi güldürmesine izin verin. Eğer vapura binme şansınız varsa bonus eğlenceniz var demektir. Hazır vapura binmişken martıları doyurduktan sonra kendinize bir çift kaşarlı tost yaptırıp çay söyleyin. Çay sevmeyen biri olarak vapurda çay içmekten acayip keyif alıyorum şahsen. Eğer hastalanacak kadar üşümeyecekseniz vapurun yan taraflarındaki yerlere oturun, hatta mümkünse başa yakın olsun ki dalganın üstündeki iniş çıkışları, rüzgarı, deniz köpüklerini iyice hissedin içinizde ve yüzünüzde. Bunu yaparken çayınızın bitmiş olduğundan emin olun:)

Arkasından Eminönü’nde balık-ekmek ziyafetinden sonra Mısır Çarşısı ve arka sokaklarına dalmanızı öneririm. Bağırarak dünyayı kurtardığını düşünen esnaf ahalisinin atışmalarını değme komedi gösterilerinde bulamayacağınızı söyleyebilirim. Yalnız bu sahnede gülmek serbest değil! Yoksa kavga sizin üzerinize de sıçrayabilir. Turu Mısır Çarşısı’nın içinden geçmeden bırakmayın. Eğer seviyorsanız da kese kağıdı içinde çifte kavrulmuşun kokusu da tadı da sizi sıkıntılarınızdan çoook uzağa götürebilir.

İstanbul’da olmanın en güzel yanı çok kısa aralıklarla çok farklı mekanlarda bulunabilmek bence. Eminönü’nden yürüyerek Karaköy’ü geçip Beyoğlu’na çıkmalısınız mutlaka. Gördüğünüz insanların nasıl yavaştan değiştiğini fark edip İstiklal’in kalabalığına atmalısınız kendinizi. Müzik listenizi ritmi çok değişken olan şarkıları sıralayarak oluşturup adımlarınızı ona uydurmaya çalışın. Hatta elleriniz veya kafanız bu ritme uysa ne olur? Her türlü çılgınlığın hiçbir türlü yadırganmadığı bir dünyadasınız ne de olsa. Ama yürüyüş ritminizin değişkenliği önemli. Denemenizi öneririm.

Şimdi İstanbul’un bir başka yüzüne doğru bir sahil yolculuğu yapalım. Sakin müziklerle cam kenarında oturup Beşiktaş-Sarıyer sahilyolunda bir boğaz keyfi. Yeniköy Kahvesi’nde taze sıkılmış greyfurt suyunun yanına çıtır simit, hele bahar aylarıysa erik ağacının altından boğaz manzarası…

Haftanın 6 günü sizi yorup 1 günde tüm hatalarını telafi etmeyi bilen bir şehir bu.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s