bahara mı isyan, dünayaya mı…

Koskocaman asırlık ağaçları canlandırıyorsun, yemyeşil enerjileriyle insanları gülümsetiyor onlar da.
Minicik çiçeklerin boyundan büyük kokularla kendilerine aşık etmesini sağlıyorsun arıyı, böceği, insanları.
Güneşi parlatıyorsun, değdiği yeri ısıtıyor, aydınlatıyor, canlandırıyor.
İçini kıpır kıpır yapıyorsun insanların aşık olmak için seni bekleyen…

Bu sefer beni unuttun bahar! Tüm doğayı uyandırdın ama ruhumu es geçtin. Sen de eksik kaldın işte. Ben hala sonbaharda kaldım, kara kışı inkar ettim çünkü. Kendi içimde yalnız kaldım, uyanamadım sana, geç kaldım.

Herkes çatır çatır baharı yaşarken ben gün yüzü görmeyen köşemde zırıl zırılım. Sen beni görmedin, ben seni çağırmadım. Yazı nasıl yaşayacak peki ruhum?

Ne keyif kaldı ne de ona kahya olacak bir ukala geveze…

Evrenim güneşe yüzünü dönerken ben kendime dönüyorum, sırtımı çevirip her şeye. Bu işleyişte bir terslik yok mu? Yoksa ben kendi eksenim etrafında dönüşümü tamamlamakta gecikiyor muyum? Ya da yönüm mü ters? Küresel ısınmadan ben de almışımdır nasibimi belki?:)

Benim dünyam güneş etrafında dönerken bir göz atıp güneşe bakmak istedi; kör oldu gözleri. O ara unuttu dönmeyi, kalakaldı orada. Sonra güneş arkasını döndüğünde fark etti durduğunu. Devam etti dönmeye ama kaldığı yerden değil. Artık daha hızlı dönmesi lazım yetişebilmek için. Fonda Teoman: Midem bulanıyor, galiba dünya tuttuuu…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s