Benim yerime söylüyorlar…

Kara Kitap’ı okurken çok hak vermiştim Orhan Pamuk’a. Yazarlar bizim yaşadıklarımızı ve hissettiklerimizi bizim yerimize söylüyorlar, hem de o kadar güzel anlatıyorlar ki “hah işte aynen budur” dedirtiyor. Duygularımızda yalnız olmadığımızı görüyoruz ve işte bu yüzden çok seviyoruz o yazarı ya da şairi.

Ben şiiri çok seven ve okuyan bir insan değildim. Ama bir gün benim de “şiir sevme zamanı”mın geleceğini biliyordum. O yüzden sevmeye zorlamadım kendimi. Ne zaman ki duygularımın ifadesi şiirde var olacaktı, ben anlamaya başlayacaktım yazılanları; o zaman sevmeye başlardım nasılsa…

Öyle de oldu. Hoş, sevdiğim şiirlerin ortak yönü düz yazıya yakın durmaları ama şiir ruhuna geçiş var, bu da önemli bir ilerleme..:) “duygularımda yalnız olmadığımı” romanda, denemede gördüğümde şiirde olduğu kadar şaşırmazdım, oysa kendimi bulduğum öyle çok yazı vardı ki… Aslında çoğuna göre şiirde bu durumu yakalamak daha olasıdır; zira şiir duygu ürünüdür, belki sebebi de budur!!:)

Bu aralar Can Yücel şiirlerinde buluyorum kendimi. Kayıp olduğum bir zamanda nerelerde neden durduğumu anlatıyor bana. Ayrıntı sandığım, bana özel bildiğim şeyleri üstelik bilmediğim nedenleriyle sunuyor önüme. Mutlu oluyorum onları okurken. Üstüne bir roman bile yazılır denebilecek hisleri birkaç mısrada o kadar etkili anlatıyor ki, “baba”lığının nereden geldiği belli oluyor.

Sanatı çoğunlukla “sosyal” görürler, oysa benim “sanat” dediğim “sayısal”dır, matematik kokar kenarından köşesinden. İnce düşünce, zeka gerektirir onu anlamak. Can Baba’nın kalemi de o zeka parıltılarını sıkıştırıyor şiirinin kuytu köşelerine. Açık açık –düz yazı gibi- yazılmış izlenimi verip aslında görünenden daha fazla anlam taşıyor kelimeleri.

 


Şu aralar bu düşüncelerimi müzikte bulduğum durağım Avucumda Gökyüzü albümüyle Metro. Yeni bir albüm değil ama yıllardır belli aralıklarla dinlerim ve şarkıların hiçbirinden sıkılmadım hala. Müziğin kalitesini de en iyi bu anlatır galiba. Maalesef pek tutulmadılar prodüktörlerinin hatta vokallerinin Teoman olmasına rağmen.

Her dönemde ruhuma hitap edebilen bir müzik ve beni anlatan ama kendini çok anlatmayan sözler… Sözlerin ne anlattığını anlamak için o duyguları yaşamış veya yaşıyor olmanız gerek.

GİT

Gitme demek çok zor inan
Kendini yenmeli insan
Arkamızda hep yarım şarkılar bıraktık
Git ardına bakma
Gözyaşlarımı silerim sonra
Ben hep yalnız yürüdüm
Karanlıkta bu sokakta
Sonrası yok ben biliyorum
Aşklar bir kere biter
Arkamızda hep yarım şarkılar bıraktık

OYUN BİTTİ

Arkanda kurumuş güller kalacak
Renkler yok artık yağmurdan sonra
Gölgenin peşinden gideceksin
Herkese çağrılar bırakacaksın
Yanıt yok, oyun bitti
İçinde neonlar sönerken
Yarınlar ağlayacak senin için
Omzuna yaslanacak annen de yok artık
Oyun bitti…

SON GİDİŞİM

İçime sığmıyor gözlerin
Gözyaşların karanlığım
Bir parçası eksik artık
Bu devasa yap-bozun
Görmüyorsun
Çok acımasızca hala yola devam edişin
Dön bir bak arkana bu benim son gidişim
Bu oyun bitmez sanırdık
Çok yanıldık
Esir mi hala korkuların bu oyunda
Esir misin hala tek kişilik oyununda

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s