karaköy’deki fotoğrafçı…

Objektifin arkasında belki saatlerce bekleyip “iyi bir kare” yakalamak…

Birçok başarılı fotoğrafçının bu yöntemi kullandığını biliyorum. Ama yine de böyle olmamalı bu işin özü. Baktığın yerdeki ilginç noktayı fark edip ona odaklamak, fotoğrafı bekleyişten daha zevkli bir hale getirir sanırım.

Geçen akşam Karaköy sahilinde turist olduğunu düşündüğüm bir adam kurmuş tripodu, bir kendi gözlerinden bakıyor Haliç’e, bir objektiften. İstemsiz bir biçimde “Amcacım o karenin dışından daha güzel görünüyor” deyiverdim. Duymadı tabi. Ama bir an düşündüm “kompozisyon” bu mudur diye? Yani biz objektif arkasında bekleyelim, dekorlar bir araya gelince kaçırmamak için zamanla yarışalım? Bu, sanattan çok spora benzedi böyle tanımlayınca.

Fotoğraf, hızdan çok ayrıntıdan beslenir bence. Orada o turistin makinesi kalitesinde bir fotoğraf makinem olsaydı önümdeki parmaklıklardan sudaki ışık oyunlarına bakardım herhalde, objektiften de o kadar güzel görünüyor mu diye. Ya da insanların balık tutarkenki bekleyişlerine bakardım, rüzgardan sersemlemiş yüzlerinin kızarıklığı sudan yansıyan ışıkta parlarken. Veya adamın baktığı yere bakardım yine köprünün altına ama makinem boynumda olurdu. Doya doya seyrederdim o güzelliği, kareyi yakaladığımda da şöyle keyifle bir “iyi kare sonrası” karesi çekerdim. O iyi kareyi gördüğümde yaşadığım heyecanı ve keyfi o fotoğrafa yansıtabilirsem eminim “iyi kare”den “daha iyi kare”yi çekerdim.

Fotoğraf bir anı yakalamak değil miydi ya? Anı kaçırmak haline ne zaman geldi? Ama İstanbul öyle bir istek uyandırıyor insanda. Bir görüntünün aynısını yakalamak çok zor bu şehirde. Aynı sandığın görüntü başka şeyler hissettiriyor her seferinde. O yüzden sıkılmıyorum bu şehirden. Nefret etmiyorum tüm olumsuzluklarına rağmen. Hep canlı bende İstanbul, uyumuyor bile. Uyutmuyor bazen.

İstanbul yaramaz çocuk, hiperaktif. Rahat durmuyor, kimsenin rahat durmasına da tahammül edemiyor. Galiba o da doya doya yaşamak istiyor kendini. Dünyevi tüm zevklerden nasibini almak istiyor günah bile olsa. Bu arada içindekileri de ortak ediyor kendine yükünü hafifletmek için. Belki de saltanatını kaybetmekten korkuyor, bu karmaşanın içinde başlarını döndürüyor fark etmesinler diye.

Bu ne yazısı oldu böyle anlayamadım ben de. Fotoğraf üzerine yazılacakken nerelere geldi. Daha fazla dağılmadan burada bitsin en iyisi, çünkü bir sonuca bağlayamayacağım.:)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s