doğum günü hediyesi…

Ağustos sıcağı içimdeki yangın kadar olmasa da yakarken ortalığı, sadece sesinle bile serinliyorum. Sana dokunamadığım zaman bile seni hissetmem gibi.

Gece karanlığı, günlerdir ay yok, yeni ay geliyor ya ağustosa girdik işte. Işıkları da söndürdüler. Ancak sana yaklaşırsam görebileceğim siyahtan öte bir şey.

Geliyorum yanına, buz gibi değiyorsun ayaklarıma. Bu koskocaman siyaha tek karşı koyabilen senin tuzun ve köpüklerin. Bu koskocaman sessizlikte bir senin çığlığın var.

Oturuyorum yere, dalgalarından biri kucaklayıp alır götürür mü diye bekliyorum, gözlerim kapalı. Ama almazsın beni değil mi? Sana olan aşkımın biteceğinden korkarsın.

Dışında kalacağım ki içeriyi özleyeyim, sana koşmak için heyecan duyayım değil mi? Hem uzak duracaksın hem de yakın, aşkımı canlı tutmak için???

Nazikçe dokunup aklımdaki sorulara cevap vermeye çalışıyorsun. “Biliyor musun?” diyorum, “Ben 22 yıl önce bugün doğmuşum, böyle sıcak bir günde.”

Ama biliyorsun zaten. Sen hep bir gün sana geleceğimi, nasıl tutkuyla bağlanacağımı da biliyordun. Zamanını da…

Bugün benim doğum günüm ve ilk kutlayan sensin. Başka hediye istemem zaten. Bana sadece bugün değil, ömrümün sonuna kadar seni versinler yeter.

Siyah kayboluyor, aydınlatmaya başlıyorsun her yeri, pırıl pırıl. Umutla başlıyor sabah, kendimi senin kollarına bırakıyorum, sadece huzur…..

Yine gitme vakitleri… Aklım sende kalıyor ama “geri dönüş” için değer. Beklemeye, kavuşmaya, özleme, hissetmeye değer. Hep aklımdasın, hep yanında olacağım zamanlar için…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s